Yurtdışı gezisinin anlatı ve fotoğrafları ile diğer güncel sayfalar nedeniyle bir türlü sıra gelmeyen doğa yürüyüşümüzü ancak bugün anlatabiliyorum. 9 günlük bayram tatilinin Tunus gezisi sonunda kalan 4 gününü nasıl değerlendirelim diye düşünürken, Fuat hocamında desteklemesiyle doğa yürüyüşüne katılmaya karar verdik.
Geçtiğimiz pazar günü olan 21 Kasım aynı zamanda uzun tatilin son günü olduğundan katılımın fazla olmayacağı, katılanlarında doğa yürüyüşüne meraklı olanlar olacağı inancıyla, sonuçta küçük bir grupla güzel ve hızlı bir yürüyüş yaparız diye düşündük. Kayıt sırasında 11 kişinin olduğunun söylenmesi kanımızı destekliyordu. Fakat sabah 8'de buluştuğumuzda 3 rehberimiz ve 17 katılımcı ile toplam 20 kişiydik. Sayımız sıkı bir yürüyüş için sınır bir rakamdı. Yürüyüş temposunu en çok aksatan husus, grubun yürüme farklılığı nedeniyle bölünmesi olduğundan gün için beklentilerimiz olumluydu.
Kışa girdiğimiz bu günmlerde güneşin batma saati yaklaşık 16.30 olduğundan hedef olarak belirlediğimiz 14-16 kilometrelik yürüyüşümüzü hava kararmadan bitirebilmek için hemen yola koyulduk. Çok güzel ve açık bir havada başlayan yürüyüşümüzde başlangıç güzergahımız çok hafif yükselişlerle seyreden rahat bir rota olduğundan kısa zamanda oldukça yol almayı başardık.
Bir süre sonra yükselen eğimle birlikte Gerede ormanlarına daldık. Mevsimin ısısı normallerin çok üzerinde seyrettiğinden orman henüz kışlık giysilerine bürünmemiş, güzel bir Eylül mevsiminde gibiydi.
Orman içinde yürümenin keyfini anlatmak için kelimelerin yetersiz olduğunu, ancak bu duyguyu yürüyerek anlayabileceğinizi ifade etmek isterim. Geçen aya göre ormanda mantarlar oldukça azalmış. Ekim ayının aldığı çokça yağıştan sonra Kasımın nisbeten kurak geçmesi mantarlara yaramamış.
Doğanlar yaylasına ulaştığımızda çıkmakta olduğumuz yükseltinin sağında kalan Gerede Doğanlar yaylası iken solumuzda kalan kısmının Kızılcahamam'a ait bir yayla olduğunu ve dolayısıyla bu yaylanın aynı zamanda iki ilçe arasında sınır olduğunu ifade eden rehberimiz Tekin bey, fazla oyalanmadan rotamızı sürdürmek istediğimizden yaylada uzun zaman kalmadık.
Mart ayında Kızılcahamam Bardakçılar yürüyüşümüzde yaşadığımız karanlık maceramız nedeniyle edindiğim ancak bugüne kadar kullanmadığım kafa lambasını çalıştırmak istediysekte, pillerini takmaya çalışırken bir pili düşürüp karanlıkta kaybettik. Kendi ışığımız olmadığından zorunlu olarak ortaklaşa kullanılan ışıklarla orman içinde oldukça yavaş geçen son metreleri tamamlayıp Greenpark'a ulaştığımızda saat 18'e geliyordu.
Tesislerde yarım saat kadar süren çay çorba molasından sonra dönüş yolculuğumuz keyifli bir yorgunlukla Ankara'ya attığımız son adımlarımızla saat 21 dolaylarında noktalandı. Uzun tatili böyle keyifli bir yürüyüşle noktalayarak yoğun iş tempolu ve zor bir haftaya daha başladık.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder