20 Ocak 2017 Cuma

OCAK AYINDA BU KİTABI OKUDUM - 1


KİTABIN ADI
Haçlı Seferleri ve Osmanlı Tehdidi (Crusading and the Ottoman Threat 1453-1505)
KİTABIN YAZARI

Norman Housley

KİTABIN ÇEVİRMENİ
Mehmet Moralı
KİTABIN YAYINEVİ
Alfa Tarih
KİTABIN BASKI YILI
2016
KİTABIN BASKI SAYISI
1. Baskı   
KİTABIN SAYFA SAYISI
367 syf
KİTABIN DİZGİ/BASKI KALİTESİ
10/10
KİTABIN YAZIM-DİL KALİTESİ
10/10
KİTABIN EDEBİ/SANATSAL/TARİHSEL DEĞERİ
10/10

 
Tarih kitapları, tarihi seven ve okuyanlar haricinde sıkıcıdır, bir sürü günlük hayatta kullanılmayan bilgi ve isimle dolu sayfalar bitmek bilmez. Genellikle de kitap tamamlanmadan fırlatılıp atılır.

Oysa tarih geçmişi barındıran büyük bir arşividir. Bugün bilmeden yaptığımız, bir çok hareket, oluşmuş ve yaşayan devletler, toplumlar vs. tümü tarihin sabırla süzdüğü damıtılmış gerçeklerin yaşayan halleridir. Nasıl ipekböceği kurtçuğu, önce koza ve sonra uçan bir böcek haline geliyorsa, tarihte sürekli bir kuluçkadır ve işi geleceği yaratmak, şekillendirmektir.

Bu can sıkıcı tarih kitabında, Bizans’ın düşmesiyle Türk tehlikesini ensesinde hisseden Avrupa Hıristiyan toplumlarının 50 yıllık devinimini anlatmakta.

Pek çok kişi, Ortaçağ’ın geri toplumundan Rönesans ve Reformu gerçekleştirerek çağdaş batı uygarlığını yaratan Avrupa’nın bunu nasıl gerçekleştirdiğini anlamaz. Oysa Bizans’ın düşmesi Avrupa’nın silkinmesi için büyük bir darbedir. Özellikle ilk elli yılda dişe dokunur, kayda değer hiçbir şey yapılamamasına rağmen kıtanın, nasıl bir arı kovanına döndüğü, başarılı başarısız yıllarca “Haçlı Seferi” beklentisiyle toplumların kaynaştığını, bu arada Türk tehlikesiyle baş edebilmek için neler yapılması gerektiği konusunda, toplantılar, konuşmalar, anlaşmalar ve araştırmalarla dolu bir elli yılın, Türk’le baş etmenin nasıl mümkün olacağı konusunda toplumsal incelemelere kadar nelerin yapıldığının bir özeti bu kitap.

Meraklısına…


Norman Housley is a professor of History at the University of Leicester. Educated at the University of Cambridge, Housley was a research student of Jonathan Riley-Smith. He was research fellow in history at Girton College in 1979 and came to the University of Leicester in 1983. Housley is an authority on the history of the crusading movement and has written several books on the subject. His books encompass largely the period 1200–1580, but more recently the scope of Housley's work has focused on the 15th and early 16th centuries.

Books

·         N. J. Housley, Fighting for the Cross. Crusading to the Holy Land (Yale University Press, 2008)
·         N. J. Housley, (editor), Knighthoods of Christ:Essays on the History of the Crusades and the Knights Templar, Presented to Malcolm Barber (Ashgate, 2007).
·         N. J. Housley, Contesting the Crusades (Blackwell, 2006).
·         N. J. Housley, (editor), Crusading in the Fifteenth Century: Message and Impact (Palgrave Macmillan, 2004).
·         N. J. Housley, (co-editor with Marcus Bull), The Experience of Crusading, 1, Western Approaches (Cambridge University Press, 2003).
·         N. J. Housley, Religious Warfare in Europe, 1400–1536 (Oxford University Press, 2002).
·         N. J. Housley, Crusading and Warfare in Medieval and Renaissance Europe, Variorum Collected Studies Series (Ashgate Publishing Ltd, 2001).
·         Norman Housley, (editor and translator), Documents on the Later Crusades, 1274-1580, Documents in History Series (New York: Palgrave Macmillan, 1996).
·         Norman Housley, The Later Crusades, 1274-1580: From Lyons to Alcazar (Oxford: Oxford University Press, 1992).
·         N. J. Housley, The Italian Crusades: The Papal-Angevin Alliance and the Crusades Against Christian Lay Powers, 1254-1343 (Oxford University Press, 1982).


            

18 Ocak 2017 Çarşamba

“SÜTÇÜ KIZ” – JOHANNES VERMEER

Orijinal ismi “De Melkmeid” ya da “Het Melkmeisje olan, İngilizce’ye The Kitchen Maid şeklinde çevrilse de genel olarak “The Milkmaid” olarak geçen eser dilimize “Sütçü Kız” şeklinde çevrildi. 1657 ile 1658 aralığında tamamlanan 45.5 x 41 cm‘lik kanvas üzerine boyanan eser, halen Amsterdam’daki Rijksmuseum‘da sergileniyor. Vermeer‘in baş eserlerinden biri olan resimde hizmetçi kız figürü, Altın Çağ için büyük manalar taşır.
Johannes ya da Jan Vermeer (d. 31 Ekim 1632, Delft - ö. 15 Aralık 1675, Delft). Evlerin içindeki gündelik hayatı betimlediği tablolarıyla tanınan Hollandalı Barok ressamdır.
Vermeer yaşamı boyunca başarılı, taşralı bir ressam olarak tanındı. Ölümünün ardından eşi ve çocuklarına borç bırakmasından -muhtemelen nispeten az tablo ürettiği için- zengin olmadığı tahmin edilmektedir. Vermeer, parlak renkler, peygamberçiçeği mavisinden sarıya kadar pahalı boya maddeleri kullandığı resimleri üzerinde son derece dikkatli ve yavaş çalışmıştır. Tablolarındaki ışık kullanımı ve ustalıklı işleyiş ile ünlenir. Çalışmalarında çoğunlukla açık bir sevgi teması özellikle de aşk hastalığı dikkat çeker. Onun eserlerinde yarattığı dünya yaşadığına göre çok daha kusursuzdur.
Ölümünün ardında iki yüzyıl boyunca unutulan Vermeer, 1866 yılında sanat eleştirmeni Thoré Bürger tarafından tekrar keşfedilir. Bürger, Vermeer'in 66 eseri hakkında bir makale yayınlar. (bugün bu eserlerden 35 tanesinin onun olduğu kabul edilmektedir) O günden itibaren Vermeer'in ünü büyüdü ve Hollanda Altın Çağı'nın en önemli ressamlarından biri kabul edilmeye başlanır.
Resme gelecek olursak;
“The Milkmaid” resminin yapılması 3 yıl kadar sürmüş gibidir. 1658 - 1661 yılları, sadece Vermeer’in bu resmi hangi yıllarda yapmış olabileceği ile ilgili bir tahmindir. Resme adını veren, Milkmaid, yani sütçü kız, aslında tartışmalı bir isim, çünkü “sütçü kız” o dönemde tek işi sadece süt sağmak olan kızlara verilen addır.  Ancak bu kız, elinde süt sürahisi, mutfakta, eski Alman tipi ocağın başında olduğuna göre, belli ki alt kademelerden bir mutfak çalışanı görünümündedir.
Resimdeki tek figür, hizmetçi bir kızdır. Yapılı vücudu, beyaz teni, anaç haliyle duru bir güzelliğe sahip olan figür, sağ eliyle sapından tutup sağ eliyle altından desteklediği testideki sütü masanın üzerindeki çömleğe boşaltıyor. Masada gördüğümüz ekmek parçalarından anlaşıldığı kadarıyla hizmetçi kız, ekmek pudingi (bread pudding) yapıyor. Sütü dökerken bu denli sakin olmasının sebebi, ılımış kaymağı bozmadan çömleğe aktarması gerektiği içindir. Hafif kızarmış yanakları ve sakin ifadesiyle tıpkı “İnci Küpeli Kız” eserindeki gibi “ne düşündüğü anlaşılamayan” figürde sanki bir Mona Lisa etkisi var. Üstü sarı, kolları mavi tonlarında kahverengi eteklikli elbisesinin üzerine koyu mavi bir önlük saran figür, başına keten bir başlık takarak ‘hizmetçi‘ unvanını bize vurguluyor. Masanın mavi örtüsü ve üzerine gelişigüzel atılmış bezin koyu mavi rengi, kızın kıyafetiyle uyum içinde. Elbisesinin kollarını katlayan figürün çıplak kolları, duru teniyle birlikte cinsellik çağrışımı yapıyor.

“Nasıl” diye soracak olursanız 16 ve 17. Yüzyıl’da hizmetçi kızlar, üst sınıf erkeklerin cinsel kaçamaklarında ana rolünde yer alıyorlardı. Genç ve güzel hizmetçi kız, evin beyinin gizli sevgilisi olarak görülür ve bu yönde göndermeler yapılır. Dönemin her sanat dalından pek çok eser, bu konuyu işlemiştir.

Araç gereçlere bakınca bir mutfak ve hizmetçi kızdan öteye gitmediği zannedilen bu müthiş detaylı eserin sol üst tarafında gördüğünüz parmaklıklı pencere, ressamın yaşadığı Güney kenti Delft‘e bakar. Ayrıca resimdeki ışığın kaynağı da bu pencereden gelir. Delft ile ilgili bir başka detay da masanın üzerinde duran porselen vazodur. Mavimsi beyaz üzerine mavi işlemeli seramikleriyle meşhur bu kent, tıpkı memleketimizdeki Kütahya çinileri gibidir.
Zemine baktığımızda ressamın kısır paletindeki kahverengiyi görüyoruz. Sağda duran kare biçimli nesne, bir ayak ısıtıcıdır. Kızın kıyafetlerinden mevsimin kış olduğu zaten bellidir. İçindeki közle üzerine koyduğunuz ayaklarınızı ısıtabileceğiniz bu işlevsel araç, kadının içindeki gizli arzuları temsil eder. Bu çıkarıma varış, mini sobanın hemen arkasındaki duvarda yer alan Cupid figürleridir. (Bütün bu verileri ışığında kadının elindeki testi ve masadaki çömleğin geniş ağzı, kadın anatomisi açısından baktığımda vajinayı temsil ettiği yorumu yapılmıştır. Aynı şekilde, bu bir cinsel birleşme göndermesi de olabilir.)

Kullanılan sıvı, süttür. Süt, masumiyeti temsil eder ve bebekleri hatırlatır. Figürün çalışkanlığı, anaçlığı ön planda olduğu için bir annelik/ hamilelik söz konusu olabilir? Arka tarafta gördüğümüz Cupid (Eros) çizimleri, aşkın simgesidir. Bir hizmetçinin evin beyiyle yaşadığı yasak aşk olabilir? Aynı şekilde mini sobadaki köz, gizli ateştir. Söz konusu aşkın ‘yasak‘ sıfatını destekliyor.

Daha basit bir değerlendirme yaparsak;

Johannes Vermeer’in bu resmi, döneminde özellikle heyecan uyandıran bir konu olarak kabul edilmiyordu. Kendisi zaten çok hayranlık duyulacak bir model de aramamıştı. Bunun yerine, zamanını -pek çoğunun, o dönemlerde sıkıcı ve bir dakikalık düşünmeye bile değmeyecek bir şey olarak addettiği ancak kendisinin ise sevdiği- bir sahneye çok dikkatlice bakmakla harcadı. Vermeer, süt döken hizmetçi kadında süreğen, sessiz bir kavrayış ve beğeniyi hak eden  bir şeyler gördü. Kendisi ise gerçekten bazı önemli şeylerin olmakta olduğunu düşündü. Standart sözcüklerle söylersek, bu tatlı, mütevazı bir durumdu. Oda şık olmaktan çok uzaktır, ama kadının işini özenle yapması sevimlidir. Vermeer, gerçek gereksinimlerimizin oldukça basit olabileceği fikrinden etkilenmiş. Ekmek ve süt, gerçekten oldukça tatmin ediciydi. Pencereden gelen ışık güzeldi. Düz, beyaz bir duvar ise pek hoştu.

Vermeer, resmettiği şeylerin itibarını arttırarak cazibenin tarifini yeniden düzenlemektedir. Ve bizim de aynı şekilde hissetmemizi sağlamaya çalışmaktadır. Sütçü kadın basit zevklerin bir çeşit propagandasıdır. İtinalı, hünerli ve ticari olan dantel yapma işini düşünün: Vermeer, kendi işinde dikkat ve özveriyle çalışan ve tipik olarak askeri bir kahraman ya da büyük bir politik liderin kale almayacağı bir kadını resmediyor.  
FAYDALANILAN KAYNAKLAR:



17 Ocak 2017 Salı

ARALIK AYINDA BU KİTABI OKUDUM - 9

KİTABIN ADI
Gömülü Şamdan (Der Begrabene Leuchter)
KİTABIN YAZARI

Stefan Zweig

KİTABIN ÇEVİRMENİ
Regaip Minareci
KİTABIN YAYINEVİ
T. İş Bankası Kültür Yayınları
KİTABIN BASKI YILI
2016
KİTABIN BASKI SAYISI
3. Baskı   
KİTABIN SAYFA SAYISI
110 syf
KİTABIN DİZGİ/BASKI KALİTESİ
10/10
KİTABIN YAZIM-DİL KALİTESİ
10/10
KİTABIN EDEBİ/SANATSAL/TARİHSEL DEĞERİ
10/10

 
Novella (kısa roman)nın büyük uzmanlarından Zweig bu kez, tarihsel bir uzun öyküye imza atıyor.

Yahudiliğin kutsal eşyalarından “Menora” (Yedi kollu şamdan) 455 yılında Roma’yı yağmalayan Vandallar tarafından götürülür. Şehirdeki küçük Yahudi toplumunun önderleri, ileride cemaatin önderi sayılacak küçük Benjamin ile yağmayı izlerler. Benjamin, şamdanı almak isterken sakatlanır. Aradan 80 yıl geçer. Bu kez Doğu Roma İmparatorluğu ordularınca Kuzey Afrika’daki harekat sonucu Menora da diğer hazineler ile birlikte İstanbul’a İmparator Justinianus’a götürülür. Roma cemaati ve tüm şehirlerin cemaatleri Menora’nın kurtarılmasını Benjamin’den isterler.
Bu güçsüz ihtiyar ne yapabilecektir?

Bu uzun öykü, tarihsel arka planı, güçlü anlatımı ile tam bir edebiyat şöleni. Zweig’ı henüz tanımayanlar için güzel bir fırsat. Zweig hayranlarının ise okuyacaklarına şüphe yok…

                                              

13 Ocak 2017 Cuma

VOJVODİNA MÜZESİ, NOVİ SAD

Novi Sad kentinde son kapalı mekan gezimiz, aynı zamanda bir bölge müzesi olan “Vojvodina Müzesi” ne oldu. “Dunavska 35” adresinde olan müze ilk kez 1847 yılında açılmış. Müzede 400.000’in üzerinde materyal bulunduğu, 50.000’den fazla el yazması ve değerli kitap bulunduğu bildiriliyor.
 'Madonna with Child', (Paris Bordone), 'Christ and Centurion', (Carlo Caliari), 'Holy Mother with Christ', (Giulio Licinio), 'Seneca', (Peter Paul Rubens) (çalınmış) 'Vulcan's Mint', (Peter Paul Rubens) 'Tentida gets weapons', (Peter Paul Rubens), 'Self Portrait',(Rembrandt(çalınmış) 'Portrait of Man with Sword', (Palma Giovane) 'Katon's Death',(Giovan Battista Langetti) 'Resting Soldiers', (Alessandro Magnasco) 'Holy Family with St. Ivan', (Cesare Gennari), 'Queen Saba's Visiting', (Frans Francken the Younger), 'Magdalena with Dead Christ',(Marco Antonio Bassetti) 'Flowers', (Jan van Huysum), 'Portrait of Vitoria della Rovera, (Justus Sustermans) başlıca değerli tabloların arasında sayılıyor.
Sergilenen pek çok materyal yönünden Vojvodina bölgesi’nin etnoğrafya ürünlerinin sergilendiği bir müze görünümünde. Giriş ücreti 150 Dinar (Yaklaşık 4 TL)




























12 Ocak 2017 Perşembe

ARALIK AYINDA BU KİTABI OKUDUM - 8


KİTABIN ADI
Devlet-i Aliyye  III. Cilt Köprülüler Devri
KİTABIN YAZARI

Halil İnalcık

KİTABIN ÇEVİRMENİ
-
KİTABIN YAYINEVİ
T. İş Bankası Kültür Yayınları
KİTABIN BASKI YILI
2015
KİTABIN BASKI SAYISI
1. Baskı   
KİTABIN SAYFA SAYISI
363 syf
KİTABIN DİZGİ/BASKI KALİTESİ
10/10
KİTABIN YAZIM-DİL KALİTESİ
10/10
KİTABIN EDEBİ/SANATSAL/TARİHSEL DEĞERİ
10/10

 
İnalcık hoca, Osmanlı Tarihi’ni 3 cilt olarak planlamıştı. Ancak özellikle duraklama devrinde ve Kösem Sultan’ın katlinden sonraki olağanüstü çalkantılı dönemde, devletin bir süre daha güvenilir ellerde geçirdiği “Köprülüler Dönemi”ni ayrı bir 3. Cilt olarak anlatmayı uygun bulmuş. Dönem (1656-1683) gerçekten Osmanlı Tarihi açısından, devlet bekası yönünden özel bir dönem.

Osmanlı’nın ışıltılarını son kez saçtığı bu dönem artık, aynı zamanda bir devrin sonu anlamına geliyor. Bu devrin bitimiyle devlet hızlı bir toprak kaybına uğruyor ve Avrupa’nın büyüklüğünü, gücünü kabul etmek zorunda kalıyor.

Köprülüler dönemi aynı zamanda ülkenin geleceği yönünden kafa yoranların verdiği çok sayıda eserle de öne çıkıyor. Değişik ıslahat ve reform taleplerini içeren kitap ve tezkireler bu ciltte ayrıntısı ile yer alıyor.

Tarih meraklıları açısından bulunmaz kaynaklardan…


11 Ocak 2017 Çarşamba

“GUERNİCA” – PABLO PİCASSO

Guernica, Pablo Picasso tarafından 1937'de yapılan, İspanya İç Savaşı sırasında Nazi Almanyası'na ait 28 bombardıman uçağının 26 Nisan 1937'de İspanya'daki Guernica şehrini bombalamasını anlatan, 7,76 m eninde ve 3,49 m yüksekliğinde anıtsal tablodur. (Saldırı sırasında 250 ila 1.600 kişi hayatını kaybetmiş, çok daha fazla sayıda kişi de yaralanmıştı.)
İspanyol hükümeti, Paris'teki 1937 Dünya Fuarı kapsamındaki Modern Hayatta Sanat ve Teknik sergisinin İspanya'ya ayrılan bölümünde sergilenmek üzere, Pablo Picasso'ya büyük bir duvar resmi sipariş eder. O sırada gerçekleşen hava saldırılarından etkilenen Picasso, saldırıdan sonraki 15 gün (bir görüşe göre iki ay)  içinde bu duvar resmini tamamlar. Tablo ufak bir dünya turu kapsamında çeşitli ülkelerde sergilenir ve beğeni toplar. Böylece İspanya'daki iç savaşa diğer ülkelerin ilgisi de bir anlamda çekilmiş oldu. Guernica, savaş trajedilerinin ve savaşın bireyler üzerindeki acı verici etkilerinin adeta bir özetidir. Tablo zaman içinde, savaşın yarattığı trajedilerin anımsatıcısı, savaş karşıtı ve barış yanlısı düşüncelerin sembolü haline gelmiştir.
Daha sonraları Picasso, katliamı tüm çıplaklığıyla ve iğrençliğiyle yansıttığı için burjuva sanatçıları tarafından eleştiri oklarına maruz kalmış, İspanyol burjuvazisinin antipatisini kazanmıştır. Çünkü burjuva yaşamının ihtişamını, güzelliğini abartarak anlatmadığı bir eserdir bu! Burjuvazi için de yüzleşmesi zor bir gerçektir doğal olarak. Öyle bir eserdir ki Guernica, salt sanat dünyasını etkilemekle kalmamış, uluslararası konjonktürde önemli bir ağırlığa sahip karar mekanizmalarını bile etkilemiştir. Guernica sergilendiği her ülkede yankı uyandırmıştır. Her gittiği ülkede adeta faşizme meydan okumuştur. Özellikle İkinci Dünya Savaşı sırasında ve sonrasında, Avrupa’ da Nazizm rüzgârının hâkim olduğu bir dönemde, daha da önem arz etmeye başlamıştır. Bu dönemde artık Guernica resmi faşizme karşı mücadelenin sembolü haline gelmiştir. Hitler, Paris’i işgal ettiği zaman Picasso, Guernica resminin fotoğraflarını çoğaltarak halka dağıtmış, faşizmin anti-propagandasını yapmıştır. (Çok anlatılmasına rağmen büyük ihtimalle gerçek olmayan bir rivayete göre fotoğrafları dağıtırken ya da sergi salonundaki Nazi generali ile şu meşhur diyalog gerçekleşir:

Picasso, bir Nazi askerinin kendisine yönelttiği
 “Bunu siz mi yaptınız?” sorusuna karşılık,
 “Hayır! Siz yaptınız!” yanıtını vermiştir.)
Guernica, yaklaşık 3,5 metre yükseklik ve 7,8 metre genişlik ile dikkat çekici büyüklükte, tuval üzerine sadece siyah ve beyaz renklerde yağlıboya ile yapılmış bir resimdir. Picasso bu resimdeki amacı, kendi dönemindeki (Kazimir Maleviç vb.) bazı ressamların yaptığı gibi, gerçekleri temsil etmeyecek bir soyutlamaya ulaşmak değildi. Tabloda, ölüm, şiddet, gaddarlık ve çaresizlik sahneleri, bunların asıl sebebi gösterilmeksizin işlenmiştir. Tablonun siyah beyaz oluşuyla, o dönemdeki gazetelerde yayımlanan fotoğraflara yakınlık sağlanmış, ayrıca savaşın yarattığı cansızlık vurgulanmıştır.
Guernica'da, acı çeken insanlar ve hayvanlar ile kaos içindeki yıkılmış binalar betimlenmiştir. Tablonun detaylarını şöyle sıralayabiliriz;
·         Resim yağlı boya ile yapılmıştır.
·         Konusu bir kent halkının anlamsızca öldürülmesidir.
·         Anlama kuvvet kazandırmak için figürler sembolleştirilmiştir. Örneğin, yerde bitkin yatan fakat kırık kılıcını hala elinden bırakmayan asker figürü, umutsuzluğun ve yenilginin sembolüdür.
·         Tüm sahne bir odanın içindedir, sol tarafta yer alan büyük gözlü boğa, kucağındaki ölü çocuğa ağlayan bir kadının üzerinde durur.
·         Resmin merkezinde acı içinde yıkılmak üzere olan, mızrakla vurulmuş bir at bulunur. Atın burnu ve üst dişleri, bir insan kafatası şeklindedir.
·         Atın altında bir askerin parçalanmış cesedi vardır. Asker, üzerinde çiçeklerin büyüdüğü kırılmış bir kılıç tutmaktadır. (At figürünün –insanın dostluğunu simgeleyen bir figür olarak söylersek– ölüyor olması da insanın dostundan yükselen feryadı göstermektedir; yani İspanya İç Savaşı’nda yaşanan katliamın, aslında bir milletin iki tarafından birinin diğerine yaptığı zulmü simgelemektedir. Aynı toplumun nasıl birbirini katlettiğini… Bilindiği üzere boğa İspanyol kültürünün bir simgesidir ve buradan yola çıkarak da ressam, vahşeti hissettirmek adına faşizmi simgelemiştir boğa ile.)
·         Solda, kolları arasında ölü çocuğunu tutan ananın ızdırabı, tabloyu seyredenleri de duygulandırmaktadır. (kadın genç ve taze yaşamı simgelemektedir. Bu kadın çığlık atarak faşizmi simgeleyen boğaya yakarmakta, yalvarmaktadır. Asıl ilginç bir nokta da ölen atın gazete kâğıtlarına dönüşmesidir. Bu ise bu kitle katliamından insanların ikinci el kaynaklar aracılığı ile haberdar olacağını, vahşetin gizli kalmayacağını anlatmaktadır.)
·         Acı çeken atın üzerinde, göz şeklindeki çıplak bir ampul parlamaktadır.
·         Atın sağ üst tarafında, bu vahşi sahnelere tanıklık ederek camdan içeri girmekte olan, korku dolu bir kadın figürü vardır. Kadın, elinde yanan bir gaz lambası taşır.
·         Resimdeki boğa zalimliği, ortadaki göz biçimine sokulan ampul ise gerçek ışığı canlandırmaktadır.
·         Korku içindeki bir başka kadın sağdan yalpalayarak merkeze doğru ilerlemektedir. Kadın, parlayan ampüle boş gözlerle bakmaktadır.
·         Boğanın, atın ve çocuk için ağlayan kadının dilleri olarak çizilmiş olan hançerler çığlıkları simgeler.
·         Sağ uçta, dehşet içinde kollarını kaldırmış bir adam, yukarıdan ve aşağıdan ateşlerle sarılmıştır.
·         Resmin sağ ucunda, açık bir kapıyla sonlanan siyah bir duvar vardır.
·         Resmin orjinalinde de fazla renk kullanmayıp siyah,gri, ve beyaz renk uyumu ile ölümün ve üzüntünün tonları aranmıştır.Baskın gece yapıldığı halde picasso bu olayı karanlık bir sahne içinde anlatmamış,aksine insan gözünü andıran ışıklı bir ampulün aydınlığında her ayrıntıyı ortaya çıkarmıştır. Bilincin gözünü andıran bu ampulün altındaki yenik askerle, can çekişen masum atın durumu eserin anlamını genişletmiştir. Sanatçı gerçeğin ışığını andıran lambayı resmin en hakim yerine koyarak her şeyi ona bağlamakla eserin bölümlerini de ustaca kaynaştırmıştır.
·         Özü: Savaşın anlamsızlığı, şuursuzca yapılan saldırıların doğurduğu acı gerçekler...

Guernica hakkında, birbirinden oldukça farklı ve zaman zaman çelişkili yorumlar yapılır. Örneğin resmin iki baskın unsuru olan boğa ve atın neyi simgelediği konusunda farklı görüşler ortaya atılır. Sanat tarihçisi Patricia Failing'e göre "At ve boğa İspanyol kültüründe önemli yere sahiptir. Picasso resimlerinde bu iki figürü, birçok farklı anlamda kullanmıştır. Bu yüzden Guernica'daki at ve boğanın kesin anlamını bulmak çok zordur. Bu iki figürün ilişkisi, Picasso'nun kariyeri boyunca farklı şekillerde ortaya çıkan bir tür bale gibidir."
Bu iki figürün Guernica'daki anlamını açıklaması kendisinden istenildiğinde Picasso şöyle cevap vermişti: "... bu boğa bir boğadır ve bu at bir attır... Resimlerimdeki belli şeylere birer anlam verdiğinizde bu doğru olabilir, ama bu anlamı vermek benim fikrim olmamıştır. Sizin vardığınız fikirlere ve sonuçlara ben de varmış olmalıyım, ama içgüdüsel ve bilinçsiz olarak. Ben resim yapmak için resim yapıyorum. Nesneleri oldukları gibi çiziyorum."
Picasso'nun, yine Dünya Fuarı için hazırladığı Franco'nun Rüyası ve Yalanı isimli eskiz serisinde Franco, önce kendi atını yiyen, ardından da kızgın bir boğayla dövüşen bir canavar olarak resmedilmişti. Picasso bu illüstrasyonlar üzerinde çalışmaya, Guernica'nın bombalanmasından önce başlamıştı. Olayın ardından seriye üçü doğrudan Guernica ile ilgili olmak üzere dört resim daha eklendi.
Picasso, Guernica üzerinde çalışırken de şunları söylemiş:
“İspanya'nın mücadelesi, insanlara, özgürlüğe yapılan saldırıya karşıdır. Ressam olarak hayatım boyunca sürekli sanatın ölümüne karşı durmaya çalıştım. Benim gericilikle ve ölümle anlaşma içinde olduğumu kim bir an için bile olsa düşünebilir? ... Üzerinde çalıştığım ve Guernica ismini vereceğim resimde, ve son zamanlardaki tüm eserlerimde, İspanya'yı acı ve ölüm okyanusuna batıran askeri sınıfa duyduğum nefreti açıkça göstermekteyim.
Bu muhteşem tabloyu dilerseniz bir de ilginçlikleri yönünden maddeleştirelim;

     Guernica sipariş üzerine üretilmiş bir eserdir. 1937 Dünya Fuarı’na katılacak olan İspanya demokratik devleti, organizatörlerden fuarda sergilenmek üzere Franco’nun gaddarlığını temsil edecek bir duvar resmi istemişlerdi.

     Picasso otuz yıldır İspanya’da yaşamıyordu. Picasso, İspanya’dan 1904 yılında ayrılmış ve Fransa’ya yerleşmişti. Ve bir daha anavatanına dönmedi.

     Resim, Franco liderliğindeki ordunun Guernica şehrini bombalamasının bir temsilidir. Picasso’nun Guernica tablosu, 26 Nisan 1937 tarihinde Franco kuvvetlerinin yardım istediği Nazzi’lerin Bask Bölgesi’nin Guernica şehrine yaptığı bombardımanın zalimliğini simgeler. Franco ve Alman müttefiklerin milliyetçiliğine karşı duran Cumhuriyetçilerin sığınaklarından biri olan şehrin bombalanması, 200 ile 1000 kişinin ölmesine ya da yaralanmasına yol açmıştı.

     Picasso ilhamını The Times gazetesinde yayımlanan bir haberden alır. Picasso bombardımana birinci elden tanık olmasa da, Güney Afrika asıllı İngiliz gazeteci George Steer’in The Times gazetesinde yayımladığı “Guernica’nın trajedisi: Şehir hava bombardımanında yerle bir oldu” başlıklı haberden oldukça etkilendi ve bu haber onun ilham kaynağı olmuştur.

     Ressam eserine sergilenmesine haftalar kala başladı. Steer’in yaptığı haberden çok etkilenen Pablo Picasso, tüm planlarını kendisini Guernica tablosuna adamak için iptal etse de esere sergi tarihinden üç hafta önce başlayabildi. Eser, fuarın başlangıcından iki hafta sonra tamamlanabildi.

     Picasso aynı dönemlerde Franco karşıtı bir resim serisi daha yayınladı. Guernica’nın gecikmesine sebep olan faktörlerden biri de Picasso’nun “The Dream and Lie of Franco” ismini verdiği, gravür ve akuatint eserlerden oluşan bir resim serisi daha yayınlamasıydı. Guernica tablosu fuarda sergilenmeye başladığı sıralarda Picasso bu yeni serisini de duyurdu.

     Guernica’nın taslakları, bitmiş hâlinden farklı şekiller de içeriyordu. Hayâl edilmesi ve tamamlanması arasında gelişen Guernica’nın ilk taslaklarında baskıya direnmenin evrensel bir sembolü olan yükselen bir yumruk imgesi de bulunuyordu. Ressam bu sembolü önce boş bir ele, sonrasında bir buğday başağını dönüştürdü; en sonunda da resimden çıkarttı.

     Guernica ilk taslaklarında farklı renkler de içeriyordu. Sanat tarihinin en bilindik gri tonları kullanılarak oluşturulmuş resimlerinden olan Guernica’nın ilk taslaklarında ağlayan bir kadının gözünden akan kırmızı renkli bir gözyaşı gibi renkli imgeler de bulunuyordu.

     Picasso resmin sembolizmi üzerine konuşmayı reddetti. Akademisyenler ve eleştirmenler Guernica’nın içerdiği at, boğa gibi figürlerin anlamlarını ressama sorsalar da, Picasso konu ile ilgili şunları söylüyordu: “Boğa, boğadır ve at, attır. Resimlerimdeki belirli şeylere belirli anlamlar yüklemeniz doğru olabilir, fakat bu anlamı yüklemek benim fikrim değildir. Ulaşabileceğiniz sonuçlar, kurabileceğiniz bağlantılar bende içgüdüsel ve bilinçsiz bir biçimde bulunuyor. Yalnızca resim yapmak için resim yapıyorum. Nesneler nasılsa, onları öyle resmediyorum.”

    Resimle ilgili ilk yorumlar pek olumlu değildi. Guernica bugün Picasso’nun öncü başarılarından sayılsa da ilk zamanlarda çeşitli eleştirmenler ve sanatçılar, esere olumsuz eleştiriler yapmışlardı. Amerikalı eleştirmen Clement Greenberg tabloyu çok düzensiz ve sıkıştırılmış bulduğunu söylerken, Fransız komünist ressam Edouard Pignon resmin işçi sınıfıyla yeterli düzeyde empati kuramadığını belirtmişti. Yine Fransız felsefeci Paul Nizan eserin burjuvazi mentalitesiyle üretilmesi, Amerikalı soyut ressam Walter Darby Bannard ise mantığa aykırı olması yönleriyle eleştirmişti.

    Nazi Almanyası fuar süresince esere karşı bir tavır almıştı. Hitler’in modern sanata karşı takındığı olumsuz tavır ve Guernica’nın üzerindeki antifaşist mesajlar sebebiyle, Nazi Almanyası fuar rehberinde eser için “4 yaşındaki bir çocuğun çizebileceği karmakarışık bir resim” ifadelerini kullanmıştı.

    Almanya, yıllar sonra tabloyu bir ordu kampanyasında kullanmıştı. Tablonun doğasını ve savaş karşıtı duruşunu yanlış anladıkları apaçık olan Alman ordusu, 1990 yılında orduyu tanıtan bir reklamda “Düşmanca imajlar savaşın babalarıdır.” sloganı ile Guernica’yı kullanmıştı.

    “Bu resmi siz mi yaptınız?Resim sergilenirken “Bu resmi siz mi yaptınız?” diye soran bir Alman askerine, Picasso tarafından verilen “Hayır, siz yaptınız.”cevabı bir anekdot olarak anlatılmaktadır.

     Eser, 1974 yılında sprey boya kullanılarak tahrip edilmişti. New York Modern Sanat Müzesi’nde sergilendiği yıllarda, tablonun üstüne Tony Shafrazi tarafından “KILL ALL LIES” kelimeleri yazılmıştı. Müze güvenliği tarafından yakalanan Shafrazi, “Küratörü arayın, ben bir sanatçıyım,” demişti.

     Colin Powell’in yaptığı bir konuşma esnasında Guernica reprodüksiyonu gizlenmiştir. Irak Savaşı sırasında, Güvenlik Konseyi girişinde bir reprodüksiyonu bulunan tablo, Güvenlik Sekreteri Colin Powell’in televizyon konuşması süresince mavi bir perde ile gizlenmiştir.


FAYDALANILAN KAYNAKLAR: