12 Aralık 2011 Pazartesi

AĞUSTOS AYINDA BU KİTABI OKUDUM - 7

KİTABIN ADI
Germinal  (La Bete Humaine)
KİTABIN YAZARI
Emile Zola
KİTABIN ÇEVİRMENİ
Cevat Çatılmış
KİTABIN YAYINEVİ
Athena Yayıncılık
KİTABIN BASKI YILI
2010
KİTABIN BASKI SAYISI
2. Baskı
KİTABIN SAYFA SAYISI
543  sayfa
KİTABIN DİZGİ/BASKI KALİTESİ
8/10  (Dizgi hataları var)
KİTABIN YAZIM-DİL KALİTESİ
10/10 
KİTABIN EDEBİ/SANATSAL/TARİHSEL DEĞERİ
10/10 

YORUM:
Emile Zola’nın ülkemizde en tanınan romanı. Daha önce birkaç kez okuduğum ama kütüphanemde bulamadığım bu kitabı tekrar alıp okudum.
İşçi Etienne, tesadüfen iş bulduğu kömür madeni ocaklarında, aç ve sefil işçileri zaman içerisinde örgütlüyor. Maheu ailesinin yanında kalan Etienne, büyük greve biraz da hazırlıksız çıkan kitleleri uzun süre grevde tutmayı başarsa da bazı maden ocaklarının yıkımıyla işçiler yenilgiyle çıkacaklardır.
Maheu’nün kızı Catherine’e su basan ocakta elinden gelen yardımı yapsa  da genç kız kurtarıldığı sırada artık yaşamamaktadır. Zola’nın büyük bir gerilimi içinde barındıran romanı mükemmel.
Ancak aynı kutlamayı yayınevine yapamıyorum. Dizgi oldukça gelişigüzel ve baştan savma. Arka kapakta Emile Zola’nın tanıtımında Tolstoy’un resmini basmaları ise affedilir gibi değil. Germinal’i başka bir yayınevinden okumayı deneyin.

6 yorum:

  1. Sevgili Ceren,
    Yorumundan okuduğunu tahmin ediyorum.

    YanıtlaSil
  2. “Ömrünün dörtte üçünü okumakla geçiren, mutlaka namuslu olur” demiş Diderot… İstatistiklere göre Türkiye’de 6 Türk yılda sadece 1 kitap okuyormuş! Diderot’nun sözüne dayanarak bir yorum yapmıyorum artık:)

    YanıtlaSil
  3. Sevgili Serdar Ant,
    Yorum yapılacak gibi değil ki

    YanıtlaSil
  4. Mehmet Bey,

    İşin “namus” kısmını Diderot’ya bırakalım, ama şurası bir gerçek ki biz okumayan bir toplumuz. Hadi kitabı koyduk bir yana, 70 milyonluk ülkede gazete tirajları ortada… Kaldı ki o gazetelerin kimin borazanı olduğu da malum.

    Eskiden zaman darlığı, parasızlık vb. nedenlerle kitap okunmadığını sanırdım. Belki bu nedenler de okumaktan uzak durmamızda belli bir dereceye kadar etkilidir hâlâ... Ama asıl neden, okuyup bilgilenmeye İHTİYAÇ DUYMAMAMIZDIR. İnsanlar karnı acıktığı zaman yemek yer, susadığı zaman su içer, yorulduğu zaman dinlenir. Yemek, içmek, dinlenmek nasıl bedenimizin ihtiyaçlarıysa okumak da düşünce dünyamızın, ruhsal yapımızın ihtiyacıdır. En azından öyle olması gerekir. Ne var ki parçası olduğumuz toplumsal çevre, üyesi olduğumuz sosyal gruplar, kısacası toplumsal yaşamımız yeni şeyler öğrenmek ihtiyacını dayatmıyorsa veya toplumsal gelişim düzeyimiz, örneğin edebiyattan tat almamızı mümkün kılacak bir inceliğe sahip değilse, işte o zaman okumak eylemi bir gereksinim olarak ortaya çıkmıyor, kalıcı olmuyor. Hani bir şeyler okunsa bile, bunlar da yıldız falı ya da eğlencelik macera romanları türünden ürünler oluyor. İyi beslenemeyen çocuğun abur cuburla karnını doyurması gibi… Tabii ki bu genel değerlendirmenin istisnası olan örnekler de vardır. Ama baskın eğilimin bu yönde olduğunu düşünüyorum.

    Germinal’i ben de okumuştum. Klasikler içinde önde gelen bir yapıt… Ama merak ediyorum, 150’den fazla “üniversitesi” olan bu toplumda, bırakın Germinal’i okumayı, Zola’yı tanıyan kaç kişi çıkar acaba? Hatta bütün Türkiye’yi koyun bir yana, üç büyük şehirde böyle bir anket yapsak ne sonuç elde ederiz? Geçtiğimiz ay, İstanbul’da kitap fuarı vardı. O devasa etkinlikte, bu kitaptan kaç tane satıldı dersiniz?

    Sonuçta AB’ye tam üyelik, küreselleşmenin nimetlerinden yararlanma, ekonomik büyüme, artan dış itibar (!), her ilde kurulan üniversiteler vs, vs… Bunların hepsi palavra… İnsanlık tarihinin mirasından bîhaber bir şekilde yaşamını tüketenlere vah ki vah…

    YanıtlaSil
  5. Serdar bey,
    Yazdıklarınızda yerden göğe kadar haklısınız. Ülkemizde okuma, -gerçek anlamda kullanıyorum- artmadığı sürece ne çağdaşlıktan söz edebiliriz ne de muasır medeniyet seviyesine, yada bazılarının anladığı gibi AB'ye yaklaşma şansımız olabilir.
    Ülkemiz kurucularının hedeflediği okuma seferberliği ne yazık ki gerici güçlerce sürekli engellendi ve baltalandı. Okumayan cahil toplumun idaresi kolaydır. Önüne bir dizi koyarsın, arkasına bir de maç bağladın mı koy .. rahvan gitsin.
    Red Kit okuyan ya da bazı kitapların çıkarılan özetlerini okuyan idarecilerle zaten yol almamız mümkün değil. İnsan düşünecek, aklını kullanacak, yoksa daha çook koyun gibi güdülür.

    YanıtlaSil