28 Ocak 2010 Perşembe

PALMYRA- KRALİÇE ZENOBİA

(Gezimizde dünyanın başka bir köşesindeyiz. Ancak gezi fotoğraflarıma geçmeden önce, Türkiye'de çok az kişi tarafından bilindiğini sandığım bu yöreyi size bazı özel ayrıntıları ile anlatmak isterim. PALMYRA, Suriye'de çölün ortasında bir antik şehirdir. 3000 yıllık bir tarihi geçmişi olduğu varsayılıyor. "Atlas" dergisini takip edenler bilir. 2009 yılı içinde yayınlanan bir ekte, dünyanın mutlaka görülmesi gereken 50 noktasından birisi Palmyra sayılmakta. Bu nedenle şehrin tarihi ile bu şehri bugünlere kadar unutulmaz kılan kraliçesini size tanıtmak isterim.)

Palmyra

Antik çağlarda merkezi Suriye’nin en önemli şehridir. Şam’ın 215 klm kuzaydoğusunda bir vahada kurulu olup Fırat nehrinin 120 klm güneybatısındadır. “Çölün gelini” olarak tanınan şehir, yüzyıllarca çöldeticari konaklama noktası olarak kullanıldı. Mari’de bulunan Babil tabletlerine göre ilk ismi Tadmor (veya Tadmur-Tudmur) dur.
16. YY dan sonra tarih sahnesinden silinen şehir üzerine tekrar yerleşim kurulmadı.
İran ile Roma Suriye’si ve Finike arasında ticaret yolu üzerinde yer alan şehir yıllarca Roma egemenliğinde kaldı.
Tevrat’ta da adı Tadmor olarak geçen şehir, Flavius Josephus’un kitabında Palmyra adıyla Sultan Süleyman tarafından kurulduğu rivayet edilir. Palmyra’nın isim kökeni bilinmemekle birlikte çöldeki palmiyelerden doğduğu söylendiği gibi eski ismi Tadmor’un yanlış tercümesinden de kaynaklanmış olabileceği tartışılmaktadır.
Şehir ilk kez İÖ 2000’lerde Mari tabletlerinde geçer.
Suriye İÖ 323’lerde Selevkoslar tarafından kontrol altına alındığında Palmyra bağımsız kalır.
İÖ 41’de Marcus Antonius, Palmyra’yi fethe kalkışınca, bunu haber alan halk teslim olmayarak Fırat’ın öte yakasına kaçar.
Bağımsızlık döneminde Palmyra’lı tüccarlar kendi gemileriyle İtalya ile Hindistan arasındaki ipek ticareti yoluyla kısa zamanda Palmyra’yı Ortadoğu’nun en zengin şehri yaparlar.
Palmyra, İmparator Tiberius döneminde (İS 14-37) Roma egemenliğine girer. Bu dönemde de İran Hint Çin ile Roma ticaret yolunda önemini korur. 129’da İmparator Hadrianus şehri ziyaret eder..
212’lerde Fırat ve Dicle dolaylarındaki Sasani egemenliği şehrin ticaretini zayıflatır.
İmparator Valerian tarafından Palmyra kralı yapılan Septimus Odaenatus, damadı Marconis tarafından öldürülünce karısı Septimia Zenobia yönetimi ele alır. Roma idaresine başkaldırır. 272’de Antakya’yı fetheder. Roma İmparatoru Aurelianus tarafından yapılan savaşta esir edilen Zenobia altın zincir vurularak Roma’ya götürülür. Bugünkü adıyla Tivoli’de yıllarca yaşayacağı bir villada gözaltına alınır. Palmyra daha sonra Roma lejyonları tarafından Sasani savaşlarında askeri üs olarak kullanılmıştır. Bizans döneminde şehirde pek çok kilise kurulduğu kazılarda ortaya çıkmıştır.

Halid bin Velid 634’de şehri fetheder. Ancak şehre zarar vermez. Haçlılar döneminde Palmyra, Şam emirinin egemenliğinde kalır.
13 YY da Baybars tarafından Memlük egemenliğine alınır. 1401’de Timurlenk’in yıktığı şehir çabuk toparlanır ve 15 YY da İbn Fadlallah Al-Omari tarafından yeniden imar edilir.
Osmanlı döneminde şehir vahada küçük bir garnizondur. 17 YY ‘dan itibaren yok olan yerleşimin izleri 19 YY da Avrupa ve Amerikalı arkeologlar tarafından yeniden keşfedilir.
Palmyra’nın en görkemli kalınıtısı Ba’al tapınağıdır. (205 x 210 m) Tapınaktan sonra sütunlu cadde şehre uzanır. Septimus Severus döneminde dikilen Zafer takı İS 3. YY başlarına tarihlenir. Nabu tapınağı ve Diokletianus banyoları kazılarda ortaya çıkarılmıştır.
Palmyra tiyatrosunun bugün 9 oturma sırası görülebilmektedir. (İS 1. YY’la tarihlenmektedir.) Tiyatronun arkasında küçük senato binası vardır. 48 x 71 m boyutlarındaki agora Septimus Severus döneminde tanzim edilmiştir.
Antik surlar dışında “Mezarlar Vadisi” denen geniş bir mezarlığı vardır. Yaklaşık 1 klm boyunca görkemli bezemelerle lahitler ve anıt mezarlar sıralanmışlardır.
Mayıs 2005’de Polonyalı arkeologlar tarafından kanatlı zafer tanrıçası Nike’nin heykeli bulunmuştur.

KRALİÇE ZENOBİA

Zenobia (240-274) 3. YY da yaşamış Suriye kraliçesidir. Palmyra kralı Septimius Odaenathus’un 2. karısıdır. 269’da kralın ölümüyle tahtın yönetimine geçmiştir. 269’da Mısır’ı fethettiğinde kendini Mısır kraliçesi ilan etmiş ve İmparator Aurelianus’un kendini yakaladığı 274’e kadar egemen olmuştur. Zenobia, Aurelianus’un zafer geçidinde altın zincirleriyle yer almış ve yaşamını Roma’da sürgünde noktalamıştır.
Zenobia, “Iulia Aurelia Zenobia” ismiyle doğmuştur. (Arapçası; al-Zabba’ bint Amr ibn Tharab ibn Hasan ibn ‘Adhina ibn al-Samida kısaca al-Zabba’dır. (الزباء بنت عمرو بن الظرب بن حسان ابن أذينة بن السميدع)

(Zenobia, altın zincirleriyle Palmyra’ya son defa bakıyor) Herbert Schmalz

Babası Iulius Aurelius Zenobius 229’da Suriye emiridir. Annesi Mısırlıdır. Palmyra’da doğdu. Annesinden antik Mısır dili ve kültürünü öğrendi. Çok güzel ve zarifti. Esmer tenli, inci beyazı dişleri, parlak siyah saçlara ve güzel bir çehreye sahipti. Sesi çok güzeldi. Yunanca, Arapça, Mısırca ve Latinceye vakıftı. Tarih bilir, Homeros, Platon ve diğer Yunan yazarlarını okumuştu. Avı ve eğlenceyi severdi.
Palmyra kralı Septimius Odaenathus ile 258’de evlendi. Kralın ilk evliliğinden olan Hairan isimli üvey oğlu vardı.
266’da kraldan oğlu Vaballathus doğdu. (Lucius Iulius Aurelius Septimius Vaballathus وهب اللات)




267’de kral ve üveyoğlu öldürülür. Zenobia yerine geçer ve kendini Augusta, oğlunu Augustus ilan eder. Ülkesi Roma ile Sasani devleti arasında sıkışmış vaziyettedir.

269’da Mısır’a girer. Bu fetihten sonra “Savaşçı Prenses” olarak anılır. Ordunun başında ata binebilecek, ordu ile beraber 5-6 klm yürüyebilecek güçtedir. Zenobia ordusuyla Anadolu’da Ankara’ya hatta Kadıköy’e (Calcedon) dek ulaşır. Filistin ve Lübnan’ı fetheder. Doğudaki bu hareketlenmeden rahatsızlık duyan İmrarator Aurelianus ordusuyla Suriye’ye girdiğinde Antakya yakınlarında karşılaşırlar. Savaşı yitirmekte olduğunu gören Zenobia önce Antakya’ya sonra Homs’a kaçar. Roma ordusu yaklaşınca oğluyla deve sırtında Sasani’lere sığınmaya çalışırsa da Fırat kıyısında yakalanır





Zenobia ve Vaballathus Roma’ya götürülür. Vaballathus yolda ölür. Zenobia, imparatorun zafer alayında altın zincirle yürütüldüktem sonra Roma’da sürgün yaşamına başlar. Felsefe ve Roma yaşamını inceler. İsmi bilinemeyen bir Roma valisi (ya da Senatörü) ile evlenir isimleri bilinemeyen birkaç kızı olur.
Yaşamının sonu bilinmez. Bazı araştırmacılara göre 4. yüzyıla kadar yaşamını huzur içinde sürdürdüğü, bazılarına göre ise Aurelianus bozgunu sonrası henüz Palmira'da iken suikaste uğrayarak öldüğü kabul edilmektedir. Bazı araştırmacılar ise 5. yüzyılda yaşayan Azize Floransalı Zenobius'un (Saint Zenobius of Florence) kraliçe Zenobia olduğunu ileri sürmektedirler.
(Yarın şehri gezmeye başlayacağız.)

2 yorum:

  1. Paylaşım için teşekkürler..Dikkatle okudum..Keyifliydi.Bu da bir yolculuk oldu benim için.

    YanıtlaSil
  2. Atlas dergisini yıllardır takip ediyorum.Teşekkür ediyorum.

    YanıtlaSil