2 Haziran 2015 Salı

TEKİRDAĞ VE KENT MÜZESİ

Bloğumu izleyenler fark etmiştir, geçen hafta Çarşamba gününden sonra düne kadar bloklarım sessiz kaldı. Geçen dört günlük süreye daha önce planladığımız Trakya gezisi girdi ve bugünden sonra uzun süre blogda yer alacak sayısız konu ve görsellerle dolu gezi yazıları çıktı. Mümkün olduğu kadar zaman sırasına uygun olarak anlatmaya çalışacağım. Ancak gezi yazılarına dün başlayamayış sebebi bilgisayar konusundaki bir acemiliğim sebebiyle fotoğraflarımın yok olması ve tekrar geriye getirilmesi sürecindeki sıkıntılardı. Resimleri bilgisayar dosyasına aktarırken yeni yüklenen virüs programı yapılandırma yapılması hususunda soru sorunca, soruyu onaylayınca (meğerse formatlama anlamına geliyormuş) hafızadaki resimlerin tamamı silindi. Neyse ki “recuva” denen bir program ile fotoğrafları hayata döndürmeyi başardık. Sadece başlangıçtaki bir iki fotoğraf yok oldu. Şimdi 4 gün süren ve Tekirdağ, Edirne ve Kırklareli illerini kapsayan gezimi yazı ve fotoğraflarla anlatmaya çalışacağım. Bilenlerin affına sığınıyor ve henüz görmeyenlerin ilgisini çekmesini diliyorum.
TEKİRDAĞ
Trakya’da bulunan üç il merkezimizden birisi olan Tekirdağ il sınırları içinde henüz l milyona varmayan toplam nüfusuyla mütevazi kentlerimizden birisi. İl toprakları hem Marmara denizine ve hem de Karadeniz’e kıyı yapar. 2012 yılında büyükşehir statüsüne alınmıştır. Kent Doğu Roma (Bizans) döneminde önce Βισανθη (Bisanthe) sonra ise Ρωδοστο (Rodosto) olarak adlandırılmış Türkler tarafından ele geçirildikten sonra önce “Rodosçuk” sonra ise “Tekfur Dağı” denmiştir. “Tekfur” Ermenice kökenli “Hristiyan hükümdar” anlamında olup aslı “tagovar” (taç taşıyan)dır. Cumhuriyet döneminde ses benzerliğinden “Tekirdağ” türemiştir.
İl sınırları içerisinde çok sayıda antik kazı noktası ve höyükler bulunmakta. Bir milyon yıl önceye ilişkin taş aletler, iskanın çok eskiye dayalı olduğunu ortaya koyar. Bölgeye adını veren Traklar bilinen en eski halktır. 1357 yılında 1. Murat tarafından ilk kez fethedilen kent 1878 harbinde Rus, 1912’de Bulgar ve 1920-1922 arasında Yunan işgali yaşamıştır. 
İl sınırları içinde Trak Tümülüsleri (Başlıcaları: Karaevlialtı Höyüğü: Harekkattepe tümülüsü olarak da bilinir. Heraion Teikhos antik kentinin yakınında denizden 150 m içerde yer alır. Tekirdağ-İstanbul kara yolu kıyısında yer alan höyük, 1957'deki yol çalışmaları nedeniyle önce zarar görmüş, daha sonraki yıllarda planlanan yol genişletme çalışmaları neticesinde daha fazla zarar görmesin diye, hızlı bir kurtarma kazısı faaliyetine girilmiştir. Bir mezar olan bu yapı Odris krallarından, Kersepleptes'e aittir. Erguvani bir elbiseyle gömülen kralın mezarında meşe ve sarmaşık çelenklere rastlanılmıştır. Buluntular Tekirdağ Arkeoloji ve Etnografya Müzesinde görülebilinir. Menekşe Çatağı Höyüğü: Batı ve doğu diye ikiye ayrılan höyüğün, batı kısmında yapılan kazılarda Toptepe Kültürüne ait M.Ö.4300'lere yani Orta Bakır Çağa denk gelen buluntulara rastlanmıştır. Höyüğün İlk Tunç Çağ boyunca kullanıldığı ve Troya1 ile benzer kapaklara ve Troya2'ye ait nesnelere ulaşılmıştır. Bu tabakanın üzerinde Erken Demir Çağında (M.Ö. 1200) ait bir tabaka bulunmuştur. Doğu Menekşe Çatlağında ise yine benzer dönemlere ilişkin bulgular elde edilmiştir. Erken Demir Çağına ait hayvan adakları ve kerpiç kalıntılara ulaşılmıştır. M.Ö 2yy. kadar kullanıldığı sanılan bir tapınak kalıntısı da Doğu Menekşe Çatağından tespit edilmiştir. Naip Tümülüsü Diğer ismi Kızlarhöyük olan tümülüste kazılara Tekirdağ Müzesi 1984 yılında başlamıştır. M.Ö.325-320 yıllarına tarihlenen mezarın Kersepleptes'in oğlu Teres'e ait olduğu düşünülmektedir.) ile “Bisanthe” (Bisanthe, Panion daha sonraki yıllarda ise Banados olarak bilinen yerleşim yeri araştırmalara göre Tekirdağ merkeze bağlı Barbaros beldesidir. Sisamlı koloniciler tarafından M.Ö. 550 yılı civarında kurulan şehir, için Odris krallarından Seuthes kendi toprakları içinde yaşanacak deniz kıyısındaki en güzel yer olarak tarif eder.) ve “Heraion Teikhos” (Karaevlialtı mevkiinde yeralan antik kent, M.Ö.2000'den, Bizans dönemine kadar kullanılmıştır. Adı " Hera'nın Surları" anlamına gelen şehrin aslında bir Trak yerleşimi yeri olarak kurulduğu, M.Ö. 8-7 yy döneminde Hera kültünün önemli bir merkezi sayılan Sisam adasında gelen göç dalgasından etkilendiği düşünülüyor. Tespit edilen başlıca yapılar, bir kale, sağlık tanrısı Asklepios'a adanan tıp merkezi, çok sayıda sayıda tanrı ve tanrıçaya tapılan bir tapınak kompleksi ve helenestik devre ait mezarlardır) antik kentleri bulunmakta.

Tekirdağ,  fethi sırasında 9 mahalleye sahip iken, kent Osmanlı dönemi boyunca gelişerek 17. yüzyılda 22’si Müslüman, 2'si Ermeni ve 6'sı Rum mahallesi üzere 30 mahalleli bir hale gelmiştir. Şehirdeki Ermeni mahalleleri özellikle Celali isyanları sebebiyle Anadolu'dan göç ettirilen Ermenilerce kurulmuştur . Kurtuluş Savaşı sonrası 20 Ocak 1921'de çıkarılan Teşkilat-ı Esasiye Kanunu gereğince Tekirdağ il olmuş. Fakat Tekirdağ'ın il merkezi olarak ilanı 15 Ekim 1923 tarihinde gerçekleşmiştir. Tekirdağ için mutlaka söz konusu yapılması gereken bir  olayda; Harf Devrimi neticesinde yurt genelinde sembolik yazı dersleri vermeye başlayan Atatürk, 23 Ağustos 1928'de Tekirdağ'a gelip bir yazı dersi vermesidir.  
Kent sakin yapısı ve modern kimliği ile tipik bir Trakya kenti görünümünde.
KENT MÜZESİ

Kentte müzecilik faaliyetleri 1967 yılında başlamış. Halen oldukça mütevazi bir bina ve bahçesinden ibaret müze, eserleriyle görülmeyi hak ediyor. Müze değişik salonlardan ve bahçeden meydana geliyor.


Tekirdağ Müzesi, Taş Eserler Salonu


Müzeye girenleri karşılayan Taş Eserler Salonu müzenin giriş katında yer almakta. Geniş ve uzun bir salona sahip Taş Eserler Salonu’nun orta kısmında camekan ile örtülmüş Naip Tümülüsü buluntularına ait sergileme detayı; salonun duvarları boyunca sergilenen objeler ve o objeler ile elde edildiği bölgelere dair bilgilerin yer aldığı panolar bulunuyor. Camekan bir bölümde, Trak krallarından biri olduğu düşünülen Kersepleptes’e ait mankenle yapılan canlandırma var.  (Kersepleptes’in anladığımız manada kudetli bir kral olmadığı, daha kudretli bir yapı adına hareket eden Odyris soylularından biri olduğu savını öne süren değerlendirmeler mevcut. Karaevli Harekat Tepe Tümülüsü’nde Kersepleptes’e dair elde edilen mezar buluntuları arasında, Kersepleptes’e ait gömü sandığı özelliklidir. Buradaki buluntular arasında altın kaplama boncuklar ile süslenmiş erguvani renkteki kraliyet elbisesi, sarmaşık dalı betimlemeli Diyonissos tacı, meşe dalı betimlemeli kraliyet tacı, kraliyet yüzüğü ve Kersepleptes’in sandaletleri yer alıyor.)
























Arkeolojik Küçük Eserler Salonu

Arkeolojik Küçük Eserler Salonu, Taş Eserler Salonu’nun üzerine denk düşecek şekilde uzun ve genişçe dikdörtgen bir salon. Arkeolojik Eserler Salonu’nda tarih öncesi çağlardan itibaren Trak, Yunan, Roma ve Bizans dönemi eserleri yer almakta.





 


Tekirdağ Müzesi Etnoğrafya Salonu

Tekirdağ Müzesi Etnoğrafya Salonu, müzenin üst katında Arkeolojik Küçük Eserler Salonu ile koridor ile bağlantılı. Koridorda camekanlı bölüm geçmişten günümüze uzanan silah koleksiyonlarından örneklemelere ayrılmış. Kılıçlar, baltalar, hançerler, kalkanlardan tutun da çeşitli dönemlere ait ateşli silah örnekleri bu sergileme bölümünde görülebiliyor. Silahlar koleksiyonunun karşısında yer alan duvarda, Tekfurdağı Sancağı ( Tekirdağ Sancağı ) Osmanlı’nın son dönemlerine ve Osmanlı’daki idari sisteme dair bir gurur yansıması olarak sergilemeye alınmış. Sergileme levhasında “Tekfurdağı 21 Teşrinievvel 1338” ( Tekirdağ 21 Ekim 1922 ) tarihi yer alıyor.
Bu koridoru L şeklinde etnoğrafya salonuna bağlayan camekanda Tekirdağ’ın dokumacılık kültüründen elde edilen örneklemelerine yer veriliyor.








 Tekirdağ Odası Sergilemesi

Tekirdağ Müzesi’nin üst katında yer almakta ve 19.yy'daki Tekirdağ ev hayatı mankenlerle canlandırılıyor. 


 


Tekirdağ Müzesi Bahçe Düzenlemesi

Bahçeye müzenin giriş katından zemine açılan merdivenlerle geçiliyor. Bahçe teraslar halinde düzenlenmiş durumda. Helenistik, Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerine ait mimari örnekler ve  özellikle Marmara Ereğilisi’nden elde edilen Perinthos Lahitleri ile mezar taşları, kitabeler, kabartmalı betimlemeler, çeşitli büyüklüklerde sütunlar, mermer heykel örnekleri, mil taşları vb…sergileniyor.















10 yorum:

  1. Halbuki çok yakınımızda, gidip gezmek lazım. Bazı ilçelerini gördüm ancak bir turist gibi gezmedim. Teşekkürler hatırlattığınız için Bilgehan Bey.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bazen insan çok yakınındaki güzelliklere fırsat ayıramıyor. Neredeyse 40 yıl önce gittiğim şehirde elbette aklımda hiçbir şey kalmamış.
      Sevgi ve saygılarımla.

      Sil
  2. Emeğinize teşekkür ederiz... Saygılar Mehmet Bey.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Beğenmenize sevindim. Sevgi ve saygılarımla.

      Sil
  3. Harika bir tanıtım olmuş. Kent müzelerinin giderek çoğalması umut verici. Tekirdağ Kent Müzesi'ni notlarımın arasına aldım. Çok teşekkür ederim Mehmet Bey. Emeğinize sağlık. Esenlikler dilerim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Gerçekten kent müzelerinin giderek Avrupa standartlarına yaklaşmaları beni de çok memnun ediyor. Daha çok insanımız tarafından görülmesi ve giderek bir kültürel zevk haline gelmesini diliyorum.
      Sevgi ve Saygılarımla.

      Sil
  4. merhaba :)
    tekirdağ görmek istediğim yerlerden biri, tarihi bakımdan ne kadar zengin ülkemiz hepsini görmeli..
    dolu dolu bir gezi olmuş, kareler pek hoş :)
    sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Güzel ülkemizin her yanı insanı şaşırtan değerlerle dolu. umarım yolunuz düşer.
      Sevgi ve saygılarımla.

      Sil
  5. 2 sene hemen yanında oturup önünden geçtikçe merak ettiğim ama iş yoğunluğumdan bir türlü gidemediğim bir yerdir bu müze..sizin sayenizde görmüş ve tekrar hatırlamış oldum

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bunlar gitmeye ve görmeye değer güzelliklerimiz.
      Sevgi ve saygı ile

      Sil