18 Aralık 2012 Salı

ATATÜRK DÖNEMİNDE TORPİL NASIL YAPILIRDI

(Çok bilinen ve yayınlanmış bir öyküdür, ama nereden nereye geldiğimizi göstermesi bakımından daima okunması gereken bir anıyı paylaşıyorum)

Yıl 1934, o dönemde Milli Eğitim Bakanlığı Ulus'tadır. Bakan ise Niğdeli Abidin ÖZMEN'dir.

Bakan, makamında çalışmaktadır. Kapı çalınır. Bakanın gür sesi:
"Giriniz!"
Atatürk'ün yaverlerinden biri, yanında iki çocukla makama girerler. ... Konuklara yer gösterir ve zarfı
açar. Atatürk'ten gelen bir mektuptur bu:
Bay Abidin ÖZMEN, Milli Eğitim Bakanı..."
Abidin ÖZMEN zarfı özenle açar ve mektubu dikkatle okur:
"Yaver Bey'le, size iki fakir ve kimsesiz çocuk gönderiyorum. Bu çocukları, uygun göreceğiniz, bir liseye (parasız yatılı olarak) kaydını yaptırın..."
Bu, Atatürk'ün bir emridir. Kesinlikle yerine getirilecektir. Bakan ÖZMEN, Orta Öğretim Genel Müdürünü çağırtır ve şu direktifi verir:
"Yaver Bey'in yanındaki bu iki çocuğun evrakını alınız ve bu çocukların Haydarpaşa Lisesi'ne paralı yatılı olarak kaydını yaptırıp her ikisi için de üçer yıllık paralı yatılı makbuzlarının veli ve ödeyen hanesine Atatürk'ün ismini yazdırarak bana getiriniz." der.
Bakanın emri yerine getirilmiştir. Abidin ÖZMEN de kısa bir mektup yazarak Yaver Bey'le Atatürk'e yollar. Mektubun içeriği şöyle:
"Muhterem Atatürk, Yaver Bey'le göndermiş olduğunuz iki çocuk hakkında emirlerinizi aldım. Ancak, arkasında Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu ve Cumhurbaşkanı Atatürk gibi biri bulunduğu için; bu çocuğu fakir ve kimsesiz olarak kabul etmeme, hem yasalarımız, hem de mantığımız izin vermedi. Bu nedenle her iki çocuğun da emirleriniz gereği Haydarpaşa Lisesi'ne paralı yatılı olarak kayıtlarını yaptırdım. Çocukların üçer yıllık okul taksitlerine ait makbuzları ekte takdim ediyorum..."
Atatürk bu mektup üzerine, devrin Başbakanı İsmet İnönü'ye telefon ederek:

"Bak senin Milli Eğitim Bakanın bana ne yaptı." diyerek olayı anlatmış. İnönü, Bakan adına özür dilemiş. Atatürk:
"Yok! demiş özür dileme. Çok memnun oldum. Keşke her devlet adamı bu medeni cesarete sahip olabilse ve doğruyu gösterebilse."

(Tarihi değeri olan ve hiçbir yerde yayımlanmayan bu anının unutulup gitmesine gönlü razı olmayan bakanın yeğeni yüksek mimar H. Rahmi ÖZMEN, 15.08.1985 günü bu mektubu gazeteci yazar Vahap Okay'a iletir. O da 15.09.1985'te gazetesinde yayımlar. )

İşte devlet böyle kurulur, devlet böyle adamlarla yönetilir....



8 yorum:

  1. Bilgehan abi izninle bu yazıyı kendi sayfamda paylaşıyorum sağlıcakla BURAK ŞENGÜL

    YanıtlaSil
  2. Yanıtlar
    1. Evet, her okuduğumda bu büyük adamın neden büyük olduğunu bir kez daha anlarım. Saygılar.

      Sil
  3. Bu kadar büyük bir adamın kendisine benzer arkadaşlarıyla kurduğu bu cumhuriyeti sadece ama sadece 10 yılda bu hale getirenler nasıl bir kinle hiç feyz almamışlar, hiç onu okumamışlar hâlâ şaşırıyorum bazen.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Haklısınız gerçekten, zamanında o derece onurlu bir milletken bu denli onursuz ve hırsız bir millet nasıl olabildik şaşıyorum.
      (sayın Ferhan Şensoy, son oyununda Hak Verilmez Çalınır Partisi kuruyor. Kulakları çınlasın)

      Sil
  4. Merhaba,
    Atatürk'ün dediği gibi "Keşke her devlet adamı bu medeni cesarete sahip olabilse ve doğruyu gösterebilse."
    Keşke bütün blogerler böylesine örnek olabilecek, yararlı olabilecek metinler yayınlayabilse...
    Keşke keşkelerimiz olmasaydı.Keşke birazcık öngörümüz olsaydı da bu hallere düşmeseydik.
    Her şeye rağmen sizler gibi çalışkan gençlerimiz sayesinde toplumumuz layık olduğu seviyeye yükselecektir.
    Hayırlı günler dileğiyle.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Elden geldiğince tüm Atatürkçülerin elbirliğiyle bu saygın seviyeyi koruması önemli. Değerli yorumunuz için teşekkürler.

      Sil