25 Ocak 2017 Çarşamba

“ARLES’DEKİ YATAK ODASI” – VİNCENT VAN GOGH

Arles’deki Yatak Odası (Bedroom In Arles), (Ekim 1888-1889)  Tuval Üzerine Yağlıboya, 72 x 90 cm, ebatlarından olup halen Van Gogh Müzesi, Amsterdam’da sergileniyor. Van Gogh bu resmin iki kopyasını daha yaptı. Bunlardan birincisi,(Eylül 1889) Chicago,  Art Institute’da bulunuyor, ebatları aynı ölçülerde.
 
Diğeri ise (Eylül sonu 1889) Tuval Üzerine Yağlıboya, 57.5 x 57.5 cm., Musée d’Orsay, Paris, Fransa’da sergileniyor.
 
Bu farklı versiyonlarda, zemin kaplamasının, duvar dokularının, sehpanın üzerindekilerin, duvarda asılı portrelerin değiştiğini görüyoruz. Zemin renginin değişimi, ilerlemiş ruhsal bunalımının göstergesi olarak sayılabilir. En son yaptığı versiyonda, duvardaki portrelere kendini ve kız kardeşini yerleştirir.

Şu anda Amsterdam Müzesi'nde bulunan ilk resim 1888 Ekiminde yapıldı ve ressam Arles'teki hastanedeyken meydana gelen bir sel sırasında hasar gördü. Tablo öyle önemlidir ki Van Gogh, bu tabloyu kişisel olarak favori seçmiş. “La Chambre à Arles“, “The Bedroom” veyahut “Vincent’s Bedroom” adıyla da tanınmaktadır.

Kardeşi Theo'ya yazdığı bir mektubunda (ki toplam 13 mektubunda bahsetmiştir) Vincent kendisini bu resmi yapmaya neyin yönlendirdiğini  açıklarken, renklerin sembolizmini kullanarak dinginliği ifade etmeyi ve odasının yalınlığını ortaya çıkarmayı istiyordu. Anlatımında şu betimlemede bulunuyor:

"soluk, leylak rengi duvarlar, zeminin çarpık çurpuk, solmuş kırmızısı, krom sarısı sandalyeler ve yatak, çok solgun limon yeşili yastıklar ve çarşaf, kan kırmızısı battaniye, turuncu renkli el-yüz yıkama masası, mavi el-yüz yıkama leğeni ve yeşil pencere..." Ve şöyle ekliyor: "Bu farklı renklerle mutlak sükûneti ifade etmeyi istedim."

Bu farklı çeşitteki renklerle Van Gogh Japonya'ya ve Japonya'nın krepon kağıdına ve baskılarına gönderme yapıyor. Şöyle açıklıyor:

"Japonlar çok yalın iç mekânlarda yaşadılar ve o ülkede ne büyük sanatçılar yaşadı."

Ve her ne kadar Japonların gözünde resimlerle ve mobilyalarla döşenmiş bir yatak odası pek yalın sayılmasa da Vincent için burası "tahta bir yatak ve iki sandalyeyle boş bir yatak odası" idi. Bununla birlikte Van Gogh, neredeyse tümüyle düz hatlardan oluşan kompozisyonuyla ve perspektifin dengesizliğini telafi eder bir şekilde renkli yüzeylerin titiz kombinasyonuyla oda içerisinde belli bir boşluk duygusu yaratmayı başarmıştır.

Theo‘ya yazılmış o meşhur mektuplarında özellikle resimde kullandığı renkleri detaylı olarak bildiren Van Gogh, yatak ve sandalyede ‘taze tereyağı rengi‘, kapıda leylak rengi, duvarlarda soluk menekşe rengi, yer döşemeleri için kırmızı ve pencere için yeşil şeklinde özetlediği tabloda hiç beyaz kullanmadı. Bunu sebep göstererek tablonun çerçevesinin beyaz olmasını istemiş.

Hayatının neredeyse her anı hep deliliğin sınırında kalan Van Gogh, bu iç mekan tablosunda sakinliği ve dinlenmenin verdiği huzuru olabildiğince yansıtmaya çalışmış. Resimde tavan kısmında Japonizm etkisi görülürken sağ duvardaki yamukluk göze çarpar. Bu, tabii ki hata değil; sarı evin bir gerçeği. Perspektif yamuk. Duvarın yamukluğunun rahatsızlık verici derecede resmedildiği 72 x 90 cm ebatlarındaki eserde asılı gördüğümüz tablolar da eğimli duruyor. Mobilyalara baktığımızda sarı ve turuncunun tonları Van Gogh başarısıyla kullanılmış. Çarşaf ve yastıklar, pencere çerçevesinin yeşiline çalıyor. Odanın kepenkleri kapalı. Nihayetinde burası Van Gogh’un özeli.

Van Gogh resmi yapmadan önce odayı itinayla dekore etmiş. Resmin bugünkü  halinde ise renklerde değişim var, araştırmacılar renklerde özellikle kırmızı pigmentin solduğunu söylüyor, işte bu sebeple lila olan kapı mavi, ve diğer renklerde de solgunluk var.

Araştırmacılar, Van Gogh'un gözünden bir canlandırma yapmak için Arles'teki sarı evin bu odasını yeniden aslına uygun dekore etmişler.  
FAYDALANILAN KAYNAKLAR:



6 yorum:

  1. Van Gogh İle ilgili doğru yorumlara ulaşmamızı sağlayan biyografisi.
    - İlk ad,sanat ticareti ve din olmak üzere baba tarafından gelen temel eğilimler..
    - -Çabuk öfkelenen ,duyarlı,alışılmadık,melankolik,düşüncesizce hareket eden… olarak tanımlanan kişiliği…
    - Sürekli başarısızlıkla sonuçlanan yaralayıcı ve hüsrana uğratan aşk ilişkileri ile dolu tatmin etmeyen duygusal yaşam.
    - Değişik davranışsal tepkiler…
    - -Genel olarak kontrol dışı olan ve duygu patlamaları ve reddedilmelerle sonuçlanan fiziksel şiddet ve kendini yaralamalar.
    - Büyük heyecanlanmalar ve hipaerkativite dönemleri.

    1880 ve 1890 yılları arasında Montmarta’da kaldığı süre boyunca ,277 si yağlı boya 879 resim ,Arles’te geçirdiği 14 aylık sürede ,187 resim ve yaklaşık 100 desen,Saint Remy’de bulunduğu 53 hafta içinde 142 yağlı boya ve 150 desen ve bir şekilde konuştuğu 4 farklı dilde 874 mektup yazmıştı.
    -Birkaç gün ile birkaç hafta arasında değişen kendisine ket vurduğu ve yaratıcı olarak geçirdiği dönemler.

    • Diğer aile bireylerinin sırası ile intihar girişimleri ya da intihar ve melankoli tezahürleri gösteren baba tarafından gelen geçmiş kayıtları.
    • Mektupları Van Gogh’un şu tip psikolojik acılara katlandığnı ortaya koymuştur :
    KEDER VE MELANKOLİ
    …Fazla melankoli hissetmediğim için artık kabuslar bana eskisi kadar azap çektirmiyor.
    …Şu anda melankoli o kadar güçlü değil
    …Son birkaç gündür temelde var olan keder dışında iyi hissediyorum
    …zaman zaman ,hiç de azımsanamayacak içsel umutsuzluklar hissediyorum.

    ENDİŞE
    …Endişenin verdiği acılar hiç de hoş değil
    …endişe ve büyük korkuya gelince hiç de şaşırılmayacak bir şey
    …Kontrolsüz ve saldırgan olduğum zamanlarda yazı yazmak çok zor geliyor.Bazı kişiler için ihtimal ki bu ataklar nüksedecek..Böyle zamanlarda ara vermenin yararlı olduğunu düşünüyorum.
    YOĞUNLUKLA SESLE ,GÖRSEL OLANLA VE HAREKETLERLE AKTİF HALE GELEN SANRILAR VE BÜYÜK HEYECANLANMALARLA GEÇEN DÖNEM
    -deliliğimin sadizm ile ilişkilendirilebileceğini düşünmüyorum…
    -seni temin ederim ki böylesi tuhaf günlerde birçok şey bana şaşırtıcı geliyor,çünkü aklım bulanık oluyor.
    -bir kez daha yine anlayamıyorum ,heyecan ve deliryimun hafif şiddett gerçekleşen bir atağı
    -dayanılmaz sanrılar karabasan şeklinde tezahür etmiyorlar artık.

    İKİNCİL DERECEDEN AMNEZİ İLE BİRLİKTE BİLİNCİN YİTİMİNE SEBEP OLAN ATAKLAR
    --hiçbir şeyden korkmamak ve hiçbir şey hatırlamamak şaşırtıcı
    -öncesinden neler yaptığımı hatırlamadığım ya da ne dediğim hakkında en ufak bir fikrimin olmadığı dört büyük atak geçirdim ,mantıklı bir açıklaması olmamakla birlikte üç kez bayıldım ve ne hissettiğime dair en ufak bir şey hatırlamıyorum.

    VAN GOGH’un KLİNİK GEÇMİŞİ ŞÖYLE KARAKTERİZE EDİLEBİLİR
    -endişeli bir kişilik,ataklar,tekrar eden intihar girişimleri


    VAN GOGH SARISI...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne diyebilirim böyle bir muhteşem katkı için.
      Teşekkürlerimle saygılarımı sunuyorum.

      Sil
  2. Keşke bizim de böyle bir ressamın resminden bir yer tasarlasalar. Bir cafe olabilir mesela..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İlginç bir fikir. Farklılık arayan işletmecilerin dikkate alabileceği kadar güzel.
      Sevgi ve saygılarımla.

      Sil
  3. Bir Van Gogh hayranı olarak yazınızı ilgi ile okudum. Amsterdam gezimde ilgili tabloyu görebilme şansını yakalamıştım. Ve Van Gogh'un eserlerini oluş sırasına göre görebilmenin hazzını tatmıştım. Bir sanat eleştirmeni gibi resmettiği tabloları değerlendiremesem bile, onun her fırca darbesi bende ayrı bir hayranlık uyandırıyor. Kendisi hakkında yazışmış kitapları, makaleleri okumaktan büyük bir zevk alıyorum. Van Gogh 'un hayatı hep yokluk içinde geçmesine rağmen resim yapma sevdasından geçmemesi beni her zaman duygulandırmıştır. Renklerin onunda hayatındaki yeri bambaşkadır. Bu güzel paylaşım için teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bildiğim kadar ile sağlığında tek resim satamamıştır Van Gogh. Dehalar her zaman zamanında farkedilmiyor.

      Sevgi ve en derin saygılarımla.

      Sil