27 Ekim 2015 Salı

VİCENZA VE TEATRO OLİMPİCO

Vicenza ili Padova’nın kuzeybatısında bir kent. E70 otoyolunu kullandığınızda 43 kilometre uzaklığındaki şehre 35-40 dakikada ulaşabiliyorsunuz. Eğer uygun bir otopark bulabilirseniz, şehrin eski kısmında daha kolay gezebilirsiniz.
Vicenza, İtalya'nın kuzey kesimindeki Veneto yönetim bölgesinde, Vicenza ilinin merkezi kent ve piskoposluk merkezi. Bacchiglione ve Retrone nehirleri kentin içinden geçer.
Ligurlar ya da Venetler tarafından kurulduğu tahmin edilen kent Roma döneminde Vicetia adını almış. Daha sonra bir Lombardiya dukalığının merkezi olur, arkasından 10. Yüzyılda Verona markiliğina bağlanıyor. 1164'te Friedrich Barbarossa'a karşı oluşturulan Verona Birliği'ne katılmış 1311'den, 1387'de Viscontilerin eline geçene değin Della Scala ailesinin yönetimi altında kalmış Şehir, 1404'te Venedik Cumhuriyeti'nin egemenliğine girdi. 1797'de Avusturya'ya bırakıldı ve İtalya Krallığı'nda Bacchiglione yönetim bölgesinin merkezi oldu (1805-1814). Yeniden Avusturya'ya verildi, 1848'de Durando direnişiyle ün kazandı, en sonunda 1866'da İtalya'ya katıldı. II. Dünya Savaşı sırasında büyük hasar gördü ve savaştan sonra onarıldı.
Vicenza, 1994'te “Vicenza, Palladio'nun şehri” adıyla UNESCO tarafından Dünya Mirasları listesine alındı.
Eskiden 13. yüzyıldan kalma surlarla çevrili olan Vicenza ünlü mimar Andrea Palladio (1508-80) ve öğrencisi Vincenzo Scamozzi'nin (1512-1616) doğum yeridir. Kentte tasarımını Palladio'nun yaptığı bir dizi yapı vardır. Bunların başlıcaları Bazilika (belediye binası) (1548-1617) ve Loggia del Capitanio (1571) ile her ikisini de Scamozzi'nin tamamladığı Olimpico Tiyatrosu (1580-84) ve La Rotonda'dır (1553-89). Palladio'nun inşa ettiği bir başka yapı olan Chiericati Sarayı'nda (1551-57) bulunan müzede aralarında Vicenza okulunun en ünlü temsilcisi olan Bartolomeo Montagna'nın da (1450-1523) bulunduğu Kuzey İtalyalı ressamların yapıtları sergileniyor. Kentteki kiliselerin en ünlüleri 1944'ten sonra yeniden inşa edilen gotik katedral (13. yüzyıl), daha sonra önerim gören Sta. Corona (1260), S. Lorenzo (13. yüzyıl) ve 10-12. yüzyıllar arasında onarılan SS. Felice ve Fortunato'dur. 1687-1702 arasında yeniden inşa edilen Monte Berico Bazilikası ve Valmarana Villası (1669) kentin dışındadır.

 (MİMAR ANDREA PALLADİO)

 TEATRO OLİMPİCO www.teatrolimpicovicenza.it/

1555 yılında bazı sanatçı ve asiller tarafından “Accademia Olimpico” kurulur. Bu grup üyelerinden Adrea Palladio 1559 yılında ahşap modeller üzerinde çalışmaya başlar. Çalışmaları sonucunda ortaya çıkan prototipin onaylanması 1580 Şubat ayını bulur.
Onaydan hemen sonra Vicenzalı ünlü mimar Andrea Palladio tarafından 1580 yılında yapımına başlanan tiyatronun yapıldığı yer 13.yüzyıldan kalma bir kalenin avlusudur. Palladio inşaatın başlamasından birkaç ay sonra ölür, onun ölümünden sonra 1585’de inşaat oğlu Silla tarafından tamamlanıyor. Sahne düzenlemesi Vicenzo Scamozzi tarafından yapılmış.
 Salı gününden Pazar gününe kadar 09.00-17.00 saatleri arasında gezilen tiyatronun giriş ücreti 11.00 Euro. Bileti internetten de almak mümkün

























26 Ekim 2015 Pazartesi

AĞUSTOS AYINDA BU KİTABI OKUDUM - 2

 
KİTABIN ADI
Ademoğlu Nerdeydin - Wo warst du, Adam? (And where were you, Adam?)
KİTABIN YAZARI

Heinrich Böll

KİTABIN ÇEVİRMENİ
Zeyyat Selimoğlu
KİTABIN YAYINEVİ
Can Yayınları
KİTABIN BASKI YILI
1982
KİTABIN BASKI SAYISI
1. Baskı   (Orijinal 1. Baskı 1951)
KİTABIN SAYFA SAYISI
214 syf
KİTABIN DİZGİ/BASKI KALİTESİ
10/10  
KİTABIN YAZIM-DİL KALİTESİ
10/10 
KİTABIN EDEBİ/SANATSAL/TARİHSEL DEĞERİ
10/10 


Heinrich Böll’ün ilk kez 1951’de yayınladığı bu kitabı yine savaşın acımasızlığı, hayatları karmakarışık ve yok edişi ve bir anlamda İnsanlığın sorgulanışını ele alıyor.
Feinhals, sivil hayatta mimar iken orduya çağrılır. Değişik cephelerde insanlarla ve dehşetle tanışır. Birliği sürekli Almanya’ya doğru geri çekilmektedir. Bir kasabada öğretmen İlona’ya ilgi duyar, ama birliği çekilirken çaresiz olarak ayrılırlar. Yakın köylüsü şarapçı hemen yanında patlayan şarapnelle hayatını kaybeder. Almanya teslim olduktan sonra önce yakın köylüsünün evini ziyaret eder. Kasabası Heidesheim artık tepenin altındadır ve Amerikan bölgesinde kalmaktadır. Uzaktan evini seçer, evine bir adım kalmıştır, ama…
"Mermiler vınlayarak kıl payı farkla yanından, üzerınden geçiyordu. Arkasında camlar şangırdıyor, ahşap binalar parçalanıp birbirinden ayrılıyor, evin birinde bir kadın haykırıyor, çevresinde sıva pakları ile kalas parçaları uçuşuyordu... Yattığı yerde kaldı, bir an için bütün yaşantısı döndü dolaştı gözlerinin önünde. Sözü edilemeyecek tekdüze acılar ve aşağılamalarla dolu bir kaleydoskop.Bir mermi gelip bir samanlığın çatısındaki kalasa çarptı, büyük ahşap bina saman balyalarıyla birlikte Greck'in üzerine yıkıldığı sırada o hala ağlıyordu."Heinrich Böll, "Ademoğlu Nerdeydin" adlı kitabında, bizi insanoğlunun karşılaşabileceği en büyük acıyla, savaş acısıyla yüzyüze bırakıyor. Savaşın acımasızlığı altında ezilen, yitip giden genç insanlar, küçücük umut kırıntılarına tutunanlar, onca olumsuzluğun içinde yeşeren küçük sevdalar ve ölüm, hep ölüm.”
tanıtımından


23 Ekim 2015 Cuma

LA BASİLİCA Dİ SANT’ANTONİO PADOVA

Padova Üniversitesi’nin gezdikten sonra yine tarihi şehir içerisinde gezimizi sürdürerek San Antonio Bazilikası'na gidiyoruz. Yaklaşık 1.200 metre uzaklıktaki Bazilika’ya gitmek için en kısa yol yaklaşık 12 dakika tutan, önce Via Del Roma’dan devam edip, Via del Santa Chiara üzerinden Via del Bartolomeo Bellano yoluyla ulaşmak olacak.
Padova’nın en önemli Katolik kiliselerinden olan La Basilica di sant'Antonio - Padova’nın inşasına Aziz Antonio’nun ölümünden bir yıl sonra 1232’de başladığı tahmin ediliyor. 1310 yılında tamamlanan yapının koro bölümünün 15. Yüzyıl ortalarında yenilendiği biliniyor.
İç mekan süslemelerinde eklektik bir anlayışla Romanesk, Bizans ve Gotik tarzlar birlikte kullanılmış. 1691 yılında eklenen hazine şapel’i Barok stilde, Bernini’nin öğrencilerinden Filippo Parodi tarafından yapılmış.
Genel görünüm olarak Bizans etkisi hakim ise de yapıya topluca dışarıdan bakıldığında İslami minare etkisi hissediliyor.
İç süslemelerde freskolar Altichiero da Zevio tarafından tamamlanmış.









Padova'ya ayırabildiğimiz zaman bu kadar. Vicenza'ya geçiyoruz.

22 Ekim 2015 Perşembe

AĞUSTOS AYINDA BU KİTABI OKUDUM - 1



KİTABIN ADI
Günlük Yaşamdan Sanata (Il costume di casa 1973, Dalla perferia dell’impero 1977 ve Sette anni di desidero 1983 kitaplarından derleme)
KİTABIN YAZARI

Umberto Eco

KİTABIN ÇEVİRMENİ
Kemal Akatay
KİTABIN YAYINEVİ
Can Yayınları
KİTABIN BASKI YILI
2014
KİTABIN BASKI SAYISI
3. Baskı   
KİTABIN SAYFA SAYISI
243 syf
KİTABIN DİZGİ/BASKI KALİTESİ
10/10  (Bir dizgi hatası var)
KİTABIN YAZIM-DİL KALİTESİ
10/10 
KİTABIN EDEBİ/SANATSAL/TARİHSEL DEĞERİ
10/10 


Umberto Eco, özellikle deneme dalında üstün bilgisiyle kültürün kaynaklarını araştırdığı Ortaçağ’dan günümüze uygarlığı ve değerlerini çok sık irdeliyor. Bu kitabında özellikle Amerika Birleşik Devletleri gezilerinde gözlemlediği özel müzeler üzerinde düşünce ve değerlendirmelerini yazıyor.
Mükemmel entelektüel bilgisi ile yaptığı çıkarımlar insanı etkiliyor. Kitapta 5 bölüm halinde 18 makalesi bulunan değerli yazarı okurken aynı  zamanda kültürel bir seyahati uzman bir rehber eşliğinde yaptığınız duygusuna varıyorsunuz.
“Umberto Eco, her ne kadar romancılığıyla daha ön planda olsa da, elbette roman yazmadan önce de sanatı, kültürel ve bilimsel tartışmaları gazete ve dergilerde yayımladığı yazılarla yönlendiriyordu. Günlük Yaşamdan Sanata, Eco'nun Antik Yunan'dan Ortaçağ'a, Rönesans'tan bilişim çağına uzanan derin birikimiyle göz kamaştıran bir kitap. 

Umberto Eco, en çetrefil konuları her kesimden okurun kolayca anlayabileceği bir dille anlatır. Ancak ona özgü ironi, sanatın günlük yaşamın hemen hemen her alanıyla bağlarını kurcaladığı bu denemelere müthiş bir okuma keyfi katıyor: Ortaçağ, medya, gösteri kültürü, ölüm cezası, Coca-Cola... Çağdaş yaşamın tüm göstergeleri, Eco'nun hayranlık verici yorumlarıyla yeni değerlendirmelere açılıyor.”
(Kitap arka kapak tanıtımı)


20 Ekim 2015 Salı

TEMMUZ AYINDA BU KİTABI OKUDUM - 11



KİTABIN ADI
Aptalı Tanımak
KİTABIN YAZARI

A.M. Celal Şengör

KİTABIN ÇEVİRMENİ
-
KİTABIN YAYINEVİ
Ka kitap
KİTABIN BASKI YILI
2015
KİTABIN BASKI SAYISI
7. Baskı   
KİTABIN SAYFA SAYISI
200 syf
KİTABIN DİZGİ/BASKI KALİTESİ
9,5/10  (Birkaç dizgi hatası var)
KİTABIN YAZIM-DİL KALİTESİ
10/10 
KİTABIN EDEBİ/SANATSAL/TARİHSEL DEĞERİ
9/10 


Celal Şengör, okurlar tarafından yakından tanınan bir bilim adamıdır. Sadece kendi bilim konusunda değil, ülkesini seven her aydın gibi ülkenin sorunlarına kafa patlatan aydınlatmaya çalışan, aksaklıklara dikkat çeken ve iktidarların yalakası olmayan bir aydındır.
Bu kitabı Cumhuriyet Bilim Teknik Dergisi’nde 2004-2012 yılları arasında yayınlanmış 62 makalesi ile 1 adette “Arıyorum” dergisinde Mayıs 2014 tarihinde yayınlanan bir yazısı bir araya getirilmiş. Yazılarını devamlı okuyanlar içlerinde büyük bir kısmını okumuşlardır. Ama Celal Şengör bir araya getirilen bu makalelerinde “Cehalet-aptallık- bilimsellikten uzak dünya görüşleri” nedeniyle ülkemizin kültürel geri kalmışlığına dikkat çekiyor ve itiraz ediyor. Okuduğunuzda görüşlerini beğenseniz de beğenmeseniz de emek verilmiş çalışmaya saygı duyuyorsunuz.
“Şu anda Türkiye'ye egemen olan cehâlet yönetimi, toplum olma bilincimizde büyük yaralar açmıştır ve açmaya da devam etmektedir. Öncelikle, toplumun bir grup olarak rasyonal düşünme yeteneğini silip süpüren yobazlık ve düşünceye değil korkuya dayanan cemaat yaşamının hortlatılması, toplumsal dokumuzu derinden yaralamıştır. Buna ilâveten eğitimimizde yaratılan kargaşa ve kalitesizlik, bir toplum olarak bilgi edinme ve değerlendirme yetimizi ortadan kaldırmak üzeredir. Tüm bunları yapanların eleştirilmesine, toplumda gerçeği aramak için oluşturulabilecek bir serbest düşünce ve tartışma ortamının oluşturulmasına imkân verecek basın özgürlüğünün alenen, fütursuzca tehdit edilmesi ve buna toplumdan en ufak bir reaksiyon gelmemesi ortaya konan yıkım projesinin toplumca algılanamamasına ve dolayısıyla bertaraf edilememesine neden olmaktadır.

Bahsettiğim yıkım projesi, bir grup kötü niyetli insanın Türkiye'yi ortadan kaldırma projesi olarak algılanmamalıdır. Kuşkusuz, içimizde bu yıkım projesini yönetenleri dışarıdan destekleyenlerin böyle bir amaçları olabilir ve muhtemelen vardır da. Ancak bu projeyi içimizde (ve başımızda) bulunarak yürüten ve destekleyenlerin yaptıklarının tamamen farkında olduklarını sanmıyorum. Ortaya çıkan ve benim kısaca "proje" diye betimlediğim olgu aslında yalnızca cehalet ve aptallığın ortaya çıkardığı bir süreçtir. Tarih boyunca cehaletin ve aptallığın eline geçen toplumların kaderleri hep bizimki gibi olmuştur. Zira cahil, çevresiyle temasa geçemediği gibi bizzat kendisi hakkındaki bilgileri de değerlendiremez. Aptal ise bu veriler kendisine sunulsa bile bunlarla ne yapacağını düşünemez. Cahil ve aptal her türlü eleştiriden korkar, zira bellediği yolun dışında bir yolun varlığını bilmez, olabileceğini düşünemez ve kendisine gösterilse bile değerlendiremez. Bu durumda yapabileceği tek şey, bugün Türkiye'de olduğu gibi, toplumsal terör, yani korku yaratmaktan ibaret olur.”
(Tanıtım Bülteninden)

                                             
Ali Mehmet Celâl Şengör (d. 24 Mart 1955, İstanbul), Türk jeoloji profesörü.

Akademik kariyeri  

24 Mart 1955'te İstanbul'da doğdu. 1973 yılında Robert Kolej'i bitirdi. 1978'de State University of New York at Albany'den jeolog olarak mezun oldu ve aynı üniversiteden 1979'da yüksek lisansını bitirdi. 1981'de İstanbul Teknik Üniversitesi Maden Fakültesi, Genel Jeoloji kürsüsünde asistan olarak görev yapmaya başladı. 1982'de de State University of New York at Albany'den doktora aldı. 1984 yılında Londra Jeoloji Cemiyeti'nin Başkanlık Ödülü'nü, 1986'da TÜBİTAK Bilim Ödülü'nü aldı. Aynı yıl İstanbul Teknik Üniversitesi Maden Fakültesi Genel Jeoloji Anabilim Dalında doçentoldu. 1988'de Neuchâtel Üniversitesi Fen Fakültesi'nden şeref bilim doktoru (Docteur ès sciences honoris causa) pâyesi aldı. Academia Europaea'ya 1990 yılında kabul edildi ve cemiyetin ilk Türk üyesi oldu. Aynı yıl Avusturya Jeoloji Servisi muhabir üyesi, 1991 yılında ise Avusturya Jeoloji Derneği şeref üyesi oldu. Yine 1991 yılında Kültür Bakanlığı'nın Bilgi Çağı Ödülünü kazandı. 1992 yılında İstanbul Teknik Üniversitesi Maden Fakültesi Genel Jeoloji Anabilim Dalı'ndaprofesörlüğe yükseltildi. 1993 yılında Türkiye Bilimler Akademisi en genç kurucu üyesi oldu ve Akademi konseyine seçildi. Aynı yıl TÜBİTAK Bilim Kurulu üyesi oldu. 1994 yılında Rusya Doğa Bilimleri Akademisi üyeliğine, Fransız ve Amerikan jeoloji dernekleri şeref üyeliğine seçildi. Ayrıca kendisine Fransız Fizik Cemiyeti ve École Normale Supérieure Vakfı tarafından Rammal Madalyası verildi. Şengör 1997 yılında, Fransız Bilimler Akademisi tarafından yerbilimleri dalında büyük ödül (Lutaud Ödülü) ile taltif edildi. 1998 Mayıs ayı içerisinde Şengör, Collège de France'da misafir profesör olarak bir kürsü işgal etti. Burada "XIX. Yüzyılda Tektoniğin Gelişmesine Fransız Jeologlarının Katkısı" konulu bir ders verdi ve 28 Mayıs 1998'de Collège de France'ın madalyasını aldı. 1999'da Londra Jeoloji Cemiyeti kendisine Bigsby Madalyasını tevcih etti. 2000 yılının Nisan ayında Amerika Birleşik Devletleri Ulusal Bilimler Akademisi yabancı üyeliğine seçilen ilk Türk oldu. Rus Bilimler Akademisi'ne Fuad Köprülü'den sonra seçilen ikinci Türktür. Ayrıca 2013 yılında Leopoldina Doğa Araştırıcıları Akademisi üyeliğine seçilmiştir.
Şengör, jeolojide bilhassa yapısal yerbilim ve tektonik dallarındaki çalışmaları ile ün yapmıştır. Şerit kıtaların dağ kuşaklarının yapısına etkisini ortaya koymuş ve Kimmer Kıtası adını verdiği bir şerit kıta keşfetmiştir. Orta Asya’nın jeolojik yapısını ortaya çıkarmış, Kıta-kıta çarpışmasının ön ülkeleri nasıl etkilediği meselesini çözmüştür. Yücel Yılmaz ile birlikte, Levha tektoniği içinde Türkiye'nin yerini değerlendiren ve atıf klasiği haline gelen bir makale yazmıştır. Jeoloji ve tektonik konularında 6 kitap, 175 bilimsel makale, 137 tebliğ özeti, pek çok popüler bilim makalesi, tarih ve felsefe ile ilgili de iki kitap ve 300’e yakın deneme yazısı yayınlamıştır. 86 ülkenin Bilimler Akademisine üye olan Şengör'ün yayınlanmış 1826 makalesi vardır ve bu makalelere 12658 atıf yapılmıştır. Bunların 1997-1998 yılları arasında Cumhuriyet Bilim Teknik dergisindeki "Zümrütten Akisler" köşesinde çıkmış olanları Yapı Kredi Yayınları tarafından 1999'da "Zümrütnâme" başlığı altında kitaplaştırılmıştır.
Fransa, İngiltere, Avustarya ve Amerika Birleşik Devletleri'nde misafir öğretim üyesi olarak çalışmalarda bulunan Şengör, Collège de France dışında İngiltere'de Oxford (Royal Society Araştırıcı bursuyla), ABD'de California Institute of Technology (Moore Distinguished Scholar olarak) ve Avusturya'da Salzburg Lodron-Paris Üniversitesi'nde misafir profesörlük yapmıştır. Şengör ayrıca pek çok uluslararası dergide editör, yardımcı editör ve yayın kurulu üyeliği yapmıştır ve yapmaktadır.

Özel hayatı

Jeolojiye olan merakının nasıl başladığı, "Bir Bilim Adamının Serüveni" adlı kitapta, Şengör’ün "Ben jeolojiyi küçük yaştan yani Jules Verne’in Arzın Merkezine Seyahat kitabını okuduğum günden itibaren sevmeye başladım. Hemen arkasından Denizler Altında Yirmi Bin Fersah’ı okudum. Onu da okuduktan sonra kendi kendime, ‘Adam olmak demek, Jules Verne’in tarif ettiği gibi olmak demektir’ diye düşündüm. Bana jeolojiyi Jules Verne sevdirdi..." şeklindeki ifadeleriyle anlatılmıştır. Bir röportajında kendisine ait kütüphanesinde 30000'in üzerinde kitabı olduğunu söylemiştir.
Şengör 1986 yılında Oya Maltepe ile evlenmiştir. Tek çocuğu olan oğlu H. C. Asım Şengör 1989 yılında dünyaya gelmiştir. "Şengör Gayrimenkul Yatırım Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi" adlı bir şirketi de vardır.

Çalıştığı üniversiteler

·         State University of New York At Albany, A.B.D - "Yüksek Lisans, Doktora"
·         Collège de France, Fransa - "Misafir Profesör"
·         Oxford Üniversitesi, İngiltere - "Misafir Profesör"
·         Caltech, A.B.D - "Misafir Profesör"
·         Salzburg Lodron-Paris, Avusturya - "Misafir Profesör"
·         İstanbul Teknik Üniversitesi - "Öğretim Üyesi"

Kitapları

Kendi yazdıkları:
·         "Zümrütname" (Yapı Kredi Yayınları, 1999)
·         "Hasan Ali Yücel ve Türk Aydınlanması" (TÜBİTAK Yayınları, 2001)
·         "Zümrüt Ayna: Bilimsel Düşünce Üzerine Denemeler" (Yapı Kredi Yayınları, 2003)
·         "Yaşamın Evrimi Fikrinin Darwin Döneminin Sonuna Kadarki Kısa Tarihi" (İstanbul Teknik Üniversitesi Yayınları, 2004)
·         "99 Sayfada İstanbul Depremi" (İş Bankası Kültür Yayınları, 2006)
·         ''Bilgiyle Sohbet - Popüler Bilim Yazıları'' (İş Bankası Kültür Yayınları, 2014)
·         "Dahi Diktatör" (Ka Kitap, 2014)
·         "Aptalı Tanımak" (Ka Kitap, 2015)
Hakkında:
·         "Bir Bilim Adamının Serüveni - Celal Şengör Kitabı" (Söyleşi: Sefa Kaplan) (İş Bankası Kültür Yayınları, 2010)
Katkıda bulundukları:
·         "Pîrî Reis 1513 Dünya Haritası" (Boyut Yayıncılık, 2013)

Ödülleri

Yurtdışında birçok üniversitede bulunmuş olan Prof. Şengör, birçok uluslararası ödülün de sahibidir. Ayrıca, TÜBİTAK Bilim Ödülü'nü kazanan en genç bilim adamıdır. Ödüllerinin bazıları:
·         Londra Jeoloji Cemiyeti, Başkanlık Ödülü [1984]
·         TÜBİTAK, Bilim Ödülü [1986]
·         Neuchâtel Üniversitesi Fen Fakültesi, Şeref Bilim Doktoru (Docteur ès sciences honoris causa) [1988]
·         Kültür Bakanlığı, Bilgi Çağı Ödülü [1991]
·         Fransız Fizik Cemiyeti ve École Normale Supérieure Vakfı, Rammal Madalyası [1994]
·         Collège de France Madalyası [1998]
·         Londra Jeoloji Cemiyeti, Bigsby Madalyası [1999] 
·         Guztav-Steinman Madalyası [2010] 
(Kaynak: Vikipedi) 

HEDİYE KİTABIMIZ

Bloğumuzun yaş günü anısına verdiğimiz hediye kitabımız bildiğiniz gibi Sayın SEZER ESER PERKER’e gitmişti.
 
Sezer hanımın kendi seçimi olan kitap adresine gönderildi; (İyi okumalar dilerim)
Yıl sonu itibariyle 2015 içinde bloglarımıza en çok yorum yapan üç dostumuzun kendi seçtikleri kitaplar ödülleri olacak. Herkese bol şans diliyorum.