Önceki yazımda söz ettiğim gibi kalenin mahzen bölümünün bir kısmında işkence müzesi bulunmakta. Fazla geniş olmamakla birlikte çok yakın zamanlara kadar işkencede uygulanan bir çok malzeme burada sergileniyor.
İnsanın insana işkencesi neredeyse insanlığın yaşı kadar. Günümüzde dahi burada sergilenen veya sergilenmeyen bir çok malzeme ile insanlara işkence yapılmaya devam ediliyor. Ülkemizde dahi özellikle askeri dönemlerde karakollarda ve cezaevlerinde yaygın şekilde uygulanan işkence pek çok uluslar arası kuruluş tarafından insanlık suçu sayılsa da ne yazık ki devam ediyor.
Bu küçük müzede sergilenen işkence aletlerinin ne kadarı kaleye ait bir bilgim olmasa da bu aletleri insan yakından görüp inceledikten sonra, insana işkence yapabilmek için ne kadar kafa patlatıp alet icat edildiğini görünce hayret etmekten kendini alamıyor.
Bugün bir bakıp geçtiğimiz bu aletlerde zamanında nice canın uçup gittiğini duyumsamak ise insanın içini donduruyor. Fakat bunca aletin çirkinliği ve işlediği vahşete rağmen insanın işkence yapma güdüsünün bitmemesi çok daha dehşet verici.
Bu küçük müzede sergilenen işkence aletlerinin ne kadarı kaleye ait bir bilgim olmasa da bu aletleri insan yakından görüp inceledikten sonra, insana işkence yapabilmek için ne kadar kafa patlatıp alet icat edildiğini görünce hayret etmekten kendini alamıyor.
Bugün bir bakıp geçtiğimiz bu aletlerde zamanında nice canın uçup gittiğini duyumsamak ise insanın içini donduruyor. Fakat bunca aletin çirkinliği ve işlediği vahşete rağmen insanın işkence yapma güdüsünün bitmemesi çok daha dehşet verici.









