26 Şubat 2013 Salı

ARNAVUTLAR, KARADENİZLİLER-LÂZ’LAR, ÇERKEZ’LER

Hakan Şükür adlı  top kovalayan biri “Ben Türk değilim, Arnavut’um” demiş… Dilin kemiği yok derler, biz de "cehaletin sınırı bazen vatan hainliğinde sona erer" diyeceğiz:
·        Arnavutlar Etrüsk kökenlidirler. Bu gerçeğin ileri sürülmesiyle Batılı başkaldırmış ve “Arnavutlar gibi geri kalmış ilkel bir halkın Etrüsk olması imkânsızdır”  demişlerdir.
Biz Arnavutları ilkel görmek istemiyoruz. Ama, yukarıdaki adı taşıyan kişi “top kovalarken Türk, Türklerin Büyük Millet Meclisine seçildiğinde Arnavut olan kişi en aşağı iki yüzlüdür…Ya da sadece yüzsüzdür."
 Hatırlayalım
·        Ön-Atalar M.Ö.7 binlerde kuraklıktan göç esnasında yollarına çıkan Balkanlar’a yayılmışlar ve yazılarıyla göç ederken de bu kıt’ayı ışıklandırmışlardır. Bir örnek:
·         As Ësiñisim  yazıtı… Arnavutluk’ta Berat kenti yöresinde Balşi köyü manastır harabesi yazıtı (Kâzım Mirşan)
Yalnız dikkat!.. Ön-Türk kültürü ırkçılık ya da kafatasçılık değildir. Söz konusu konu, kültürdür ve kafanın dışıyla değil içiyle meşgûl olur!.. Ama  DNA testi yapılırsa Arnavutlar’ın ayni zamanda Türk oldukları ortaya çıkabilir.
Sevimli Karadenizlilerimiz, Lâzlarımız,  Ön-Türk kültüründendirler:
·        OQ-OZ ULIQ KÖL, Karadeniz’in tarihteki ilk adıdır; “Tanrısal OQ’ları(Oq halkını) ulaştıran deniz” demektir.
Trabzon mağaralarında Ön-Türkçe yazıtlar bulunur
·        ZONGULdak, bir ad değil, Ön-Türkçe bir cümledir
  Aslı OZ-ONG-UL olmalıdır. DAK ekinin anlamı henüz araştırılmamıştır; bunu analiz edecek, K. Mirşan’dır
 OZ = Tanrıyla özdeşleşmiş.. ONG-ËL = Tanrıya erişme başarısını elde etmiş halk…Cümle hâlinde “Tanrıya erişme başarısını kazanarak Tanrıyla özdeşleşmiş halk”… Bu halk, Yunanlıların ticaret için Karadeniz sahillerinde tezgâhlar kurduklarında  zaman içinde Yunanca öğrenmiş ve bu nedenle Pontus adıyla bir Yunan krallığı kurulmuştur ama kökende yazısıyla Ön-Türk kültürü vardır
 ·        Karadeniz’e verilen PONTUS EUXİNUS’ta EUXİNUS(ögzinus) kelimesinde ÖG,İG, “su” demektir. (Z) harfi çoğul ekidir. Fransızca’da (S)ye dönüşmüştür; Ögzin, sular’a ait, US”yüce”demektir
·        Pontus, Lâtince’den alınmadır, “köprü” demektir; yani, Yunan’ı, Karadeniz’e bağlayan köprü demek olabilir
·        Pontus ögzinus,  “Yunanla köprü oluşturan yüce sular” yani, deniz anlamına varabiliriz

·        Sinop Tershane kapısının lento yazısı Ön-Türkçe’dir. Kâzım Mirşan tarafından bulunmuştur.
Lâzlarımız‘a gelelim: Trabzon mağaralarındaki üç yazıttan biri (Kâzım Mirşan)… Yazı Issıq Köl yazısı yâni, Altın Elbiseli Adam’ın mezarındaki  yazı türündendir

·         Kutsal Evren’de Kozmozlaşma
  Yâni,  Tanrıyla Özdeşleme

Dinler tarihiyle ilgili ama gizlenmekte olan bir gerçek:
·        Gök’e 3 filozof (Peygamber) çıkmıştır (KM)
·        Birisi  Mısır’dan, NİL’den
·        İkincisi, Trabzon’dan M.Ö.516’da
·        Üçüncüsü, Kudüs’tendir, yani İsa Peygamber’dir

Lâzlarımız, Horon teperler. Oyunlarının tartısı, 7 zamanlı (2+2+3) ve 5 (2+3) zamanlı aksak tartıdır.
Kısacası, Ön-Türk yazısı içeriği ve aslında tinsel değerde olan HORON..Lâzlarımızı bizden koparamazlar…

Çerkesler:
·        Yıllar önce, Düzce’de bir lokantada nûranî yüzlü yaşlı, saygın bir Çerkez’i tanımış ve kim olduklarını sormuştum. Bana,  “evlâdım” demişti, “bizim esas adımız
·        UB-IK… maalesef gençlerimiz ne olduklarını, adlarını bile bilmemektedirler”.
Yıllar sonra Ön-Türk kültürüne (kafatasına ve ırkına değil) ilgi duyduğumda
·        Prof. A. Erzen’den atalarımızın M.Ö.13binlerden başlayarak Kafkaslar yoluyla Anadolu’ya göç ettiklerini, bu göçlerin devamlı olduğunu öğrendim
·        Demek ki bu göçlerle kendilerine UB-IQ adı veren bir gurup, Kafkaslar’a yerleşmiş ve kimileri de Anadolu’ya, göçlerine devam etmişlerdir.
·        UB sözcüğünün çeşitli anlamlarından biri, “en yüce”dir
·        IQ ise, aidiyeti gösterir. Latince’ye IQ(ique) olarak geçmiştir. Örnek:
·        Histoire, historique

Bu kısa açıklama ile Batı’nın çıkarları için çeşitli bahaneler, saptırmalar, yalanlar ve yakıştırmalar ile Türkleri ve Anadolu’yu parçalamak için 1774’te Küçük Kaynarca antlaşmasından sonra aldıkları karar ile uygulayacakları Etniler politikasının ipliğinin pazara çıktığı meydandadır, Türk halkı artık uyanmaya başlamıştır.

Ey akademisyenlerimiz!..
Bu bilgileri ben, Etnolog kişi değil, sizler vereceksiniz. Bunlar sizlerin derin, geniş  İhtisasınızın çerçevesindedir…
Uyku ilâcı mı aldınız?…Uykusuzluktan yakınıyorum, bana o ilâcın adını verir misiniz?

 Saygılarla
 Halûk Tarcan (CNRS-Paris)

25 Şubat 2013 Pazartesi

ARALIK AYINDA BU KİTABI OKUDUM - 2


KİTABIN ADI
O Mektubu Yazan Bendim
KİTABIN YAZARI
Mustafa Balbay
KİTABIN ÇEVİRMENİ
-
KİTABIN YAYINEVİ
Cumhuriyet Yayınları
KİTABIN BASKI YILI
2012
KİTABIN BASKI SAYISI
1. Baskı
KİTABIN SAYFA SAYISI
362 sayfa
KİTABIN DİZGİ/BASKI KALİTESİ
10/10  
KİTABIN YAZIM-DİL KALİTESİ
10/10 
KİTABIN EDEBİ/SANATSAL/TARİHSEL DEĞERİ
8/10 

Yıllardır özgürlüğü elinden alınmış gazeteci yazar ve İzmir Milletvekili Mustafa Balbay bu kez, Silivri’den mektuplarla sesleniyor. Ancak bu mektuplar 3 yılı aşkın süredir, bizlerden, sizlerden Balbay’a gönderilmiş mektuplardan oluşuyor.
Genciyle, yaşlısıyla, öğrencisiyle, ev kadınıyla, heyecanlısıyla, tedirginiyle, azimlisiyle, kırılganıyla, coşkuyla, olgun bir dinginlikle halkın, bağrına bastığı yazarına sevgi, şükran ve dayanışma mesajları yer alıyor bu satırlarda.
Bazı sayfalar mektupların fotokopilerine ayrılmış. Satırlarda yazılanları size yaşatıyor.
Okuyun ve paylaşılanları siz de paylaşın derim.

22 Şubat 2013 Cuma

ENVER PAŞA VE İNGİLİZ TEKLİFLERİ

Geçmişte Mustafa Kemal ve arkadaşlarının bin bir güçlük ve imkânsızlıklarla mücadele ederek kurdukları ulusal devlet, genç Türkiye Cumhuriyetinin sadece 4 yıllık bir süre için ülkeyi yönetme görevi verilen iktidarının, adeta durumdan görev çıkararak ulusal yapıyı yıkma aşamasında olduğumuz şu günlerde tarihi bazı olayların hatırlatılmasının yararlı olacağına inanıyoruz. İktidar yanlısı yayınlar, alıştığımız anlayış ve üslupları ile ulus anlayışını reddedip, ümmet anlayışının Türk Halkı için, daha doğrusu toplumumuzu oluşturan değişik ırklara mensup insanlar arasında daha sağlam bir birlik oluşturmak için gerekli olduğunu savunurken, bizim de kuvvetle desteklediğimiz muhalifler bu anlayışın çağa uyan bir anlayış olmadığını ,  ülkeye daha büyük bölünmeler ve hatta felaket getireceğini iddia etmektedirler.
Bu anlayışın başta ABD olmak üzere Batı dünyası ve Siyonistler tarafından empoze  edildiği  ve AKP yöneticilerinin bu görüşlerin etkisi altında hareket ettiği anlayışı oldukça yaygındır. Biz bu görüşlere katılmak istemesek de Hıristiyan Batı dünyasının özellikle Ortadoğu’da sivrilen liderleri hedef alarak hem onlardan yararlanmak ve hem de bulunduğu ülkenin halkı üzerindeki gücünü ve ona inananlar üzerindeki etkinliğini azaltmak maksadı ile bazı teklifler yapabileceğini biliyoruz.
Şu anda ülkemizde aynen 7-8 sene önceki bir yazımda belirttiğimiz gibi; Türkiye muhalifleri iç ve dış odakların işbirliği ile şekillenen İrtica- PKK ve Diaspora ittifakı ile karşı karşıya olduklarını, bunun yanında barış getirme oyunu ile ülkenin bölünmesi ile ilgili ilk adımların ve 1980’li yıllarda ortaya çıkarılan haritanın gerçekleştirilmekte olduğunu görüyor ve büyük endişe duyuyorlar. Batı liderlerinin Türkiye’yi bölme anlayışı, daha doğrusu Türk Devletinin topraklarını sağa sola dağıtma anlayışı yeni değildir.
Batı tarihçileri, İngiltere Başbakanı Lloyd George’un Birinci Dünya Savaşı içinde, 1917 sonu ve 1918 başlarında vasıtalı olarak Enver Paşa’ya anlaşma teklifinde bulunduğunu ileri sürmektedirler. Türk kamuoyunca pek az bilinen bu konuyu okurlarımızla paylaşmak istiyoruz.
David Fromkin,  A Peace To End All Peace (1) “Savaşa Son Veren Barış” adlı kitabında (2) bu konuya şöyle temas etmektedir.
“Llyod George göreve geldikten birkaç ay sonra (Lloyd George 7 Aralık 1916’da Başbakanlığa gelmiş ve hemen kendisi ile birlikte Bonar Law, Lord Milner, Lord Curzon ve Arthur Henderson’dan teşekkül eden küçük bir savaş kabinesi kurmuştu.) (3) Jön Türk lideri Enver Paşa ile gizli müzakerelere girişmişti. Bu müzakerelerdeki adamı, İstanbul’da Düyun-u Ummumiye’de yönetim kurulu başkanlığı yapmış olan, Vickers silah sanayii şirketinin mali işler müdürü, Vincend Caillard’dı. Caillard da, İzmir’in yer altı dünyasından çıkarak dünyanın en iyi silah tüccarlığına yükselen ve basında “ölüm taciri” olarak anılan yakın iş arkadaşı Basil Zaharoff’u kullanıyordu. Zaharoff 1917 ve 1918’de Cenevre’ye gittiğini ve orada önce birisinin aracılığıyla, sonra da yüz yüze olarak Enver Paşa ile müzakerelerde bulunduğunu bildirmişti. (4)
Başbakan elçisi aracılığıyla Enver ile arkadaşlarına İngiltere’nin koşullarını kabul ederek savaşı bırakmaları karşılığında büyük paralar önermiştir. Bu koşullar şunlardı: Arabistan bağımsız olacaktı. Ermenistan ve Suriye, Osmanlı İmparatorluğu içinde özerk statüye kavuşacaklardı: Mezopotamya ve Filistin, savaş öncesi, Mısır’ı gibi, Osmanlı egemenliğinde, ama İngiliz himayesinde olacaklardı; Çanakkale’den geçiş serbestîsi sağlanacaktı. Lloyd George bunlara karşılık kapitülasyonların kaldırılacağını ve ekonomik kalkınması için Türkiye’ye cömert davranılacağını vaat ediyordu.  Lloyd George’un önerisi daha önceki Askuit Hükümeti’nin önerisinden iki önemli farklılık göstermekteydi: Fransa, İtalya ve Rusya hiç bir şey almayacaklardı, İngiltere ise Mezopotamya ile birlikte Filistin’i de alacaktı.
Zaharoff’un doğruluk derecesi tam olarak kestirilemeyen raporlarında Enver’in Lloyd George’un teklifini kabul etmediği bildirilmektedir. Teklifi ciddiye aldığını gösteren bir işaret bile görülmemektedir. Ancak Zahoroff’a verilen talimat, Lloyd George’un Orta Doğu konusundaki niyetlerini ortaya koymaktadır.”

Bu olayda dikkati çeken en önemli hususlardan biri, İngiliz Başbakanı’nın bir Ermenistan kurulması emelinden asla vazgeçmemesidir. İşte Mondros mütarekesindeki yukarıda üzerinde durduğumuz maddeler daha çok önceden tasarlanmış ve planlanmış bir siyasi tablonun uygulanmaya konmasından başka bir şey değildir. Mütarekeden sonra özellikle üç olay öncelik kazanmaya başladı. Bunların birincisi askerin süratle terhisi, silahların toplanması, ikincisi Doğu Anadolu’da Kafkasya’yı kontrol eden Türk ordusunun vakit geçirmeden savaş öncesi Osmanlı –Rus hudutlarına çekilmesi ve Türk Anavatanı kabul edilmek istenmeyen, ancak Türk ve Müslümanların çoğunlukla olduğu bilinen Anadolu ve Rumeli topraklarının işgal ve kontrolü.
Tabiatıyla işgal edilen topraklara 1915 zorunlu göç olayı sırasında göçmüş veya değişik nedenlerle kaçmış Ermenilerin dönmesinin büyük teşvik gördüğünü söylemeye gerek var mı? Bilemiyoruz.
 DİPNOTLAR:
      1. David Fromkin, A Peace To End All Peace The Fall of The Ottoman Empire and The Creation of The Middle East (Avon Books, New York – 1990).
2. David Frankin, Barışa Son Veren Barış, S:262 (Yeni Binyıl – Sabah Yayınları – İstanbul).
3. David Thomson, England in The Twentieth Century (1914-1963), S.48 (Penguin Books, 1965-1986).
4. Londra, Lordlar Kamarası Evrak Ofisi – Beaverbrook Koleksiyonu- Lloyd George Araştırmaları F-6-1- Dökümanları I-16 (b)
 Dr. M. Galip Baysan

21 Şubat 2013 Perşembe

SAİNT NAUM MANASTIRI

 Uzun zamandır değişik nedenlerden dolayı ara verdiğimiz Makedonya gezimize devam ediyoruz.
Ohrid şehrine çok yakın ve mutlaka görülmesi gereken mekanlardan birisi de Saint Naum Manastırı. Ohrid şehrinden Bitola (Manastır’a) doğru yola çıktığınızda göl kıyısında yaklaşık 30 kilometre kadar ötede yer alan Saint Naum Manastırı yine göl kıyısında. Aracınızı hemen girişte park ettikten sonra yaklaşık 200 metrelik bir yolu yürümek gerekiyor. Ancak bu yol sağlı sollu hediyelik eşya satıcıları ile dolu ama önerim bunları dönüşte dolaşmanız. Aksi halde Manastıra saatler sonra gidebilirsiniz. Aynı yol üzerinde Ohrid Gölü’ne dökülen Dirim nehri üzerinden de geçiyorsunuz. Fotoğraf için muhteşem anlar yakalamanız işten değil.



Manastır arazisinin bir bölümü halen otel olarak kullanılıyor. St. Naum ve St. Clement, Kiril alfabesini bulan, Slav birer aziz olan St. Kiril ve St. Metodius'un öğrencileriymiş. St. Kiril'in bulduğu Kiril alfabesini tüm Balkanlara yayanlar ise St. Naum ve St. Clementmiş. Ohrid, bu azizlerin yaşadığı dönemde Hristiyanlık açısından önemli bir merkez konumunda bulunuyormuş. St. Naum bu manastırı 16 y.y. sonunda inşa etmiş. Burada özellikle zihinsel problemi olan hastalara şifa dağıtıyormuş. Manastırın içinde bir de kilise var. St. Naum'un mezarı da bu kilisenin içinde.





Anlatılan rivayetlerden birisine göre, St. Naum'un mezarının üstüne kulağınızı dayadığınızda eğer iyi bir insansanız kalp atışını duyabiliyormuşsunuz. Deneyenlerin olup olmadığını bilemiyorum.  Manastırın girişindeki mozaik dikkati çekiyor.  " Before The Rain " filmi St. Naum manastırında çekilmiş.



 Aynı dönemde ve aynı havalide Anadolu Bektaşi Erenlerinden Sarı Saltuk’ta İslamiyeti ve Bektaşliği yaymaya çalıştığından Müslüman halk da burayı Sarı Saltuk türbesi olarak ziyaret ediyormuş.




 Manastır çıkışı dönerken alışverişten başınızı alabilirseniz, sahilde çok uygu fiyata tekne turlarına katılabilir ya da hava uygunsa göle girme olanağınızda var.

20 Şubat 2013 Çarşamba

ATATÜRK'ÜN ÖZLÜK DOSYASI

 DEVLET PERSONEL BAŞKANLIĞI TARAFINDAN ATATÜRK'ÜN 1925 YILINDA HAZIRLANAN ÖZLÜK DOSYASINI İLGİLENENLERE SUNUYORUM: (ARŞİVLİK)

Muamelat-ı Zatiye Dairesi (Personel Başkanlığı)
Evraka 21 Teşrinisani 1341 (21 Kasım 1925)

Reis-i Cumhur
Müşir
Gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretleri
bin Ali Rıza Selânik

Duhulü: 1 Mart 1315 (13 Mart 1899)
Nasbı: 19 Eylül 1337 (19 Eylül 1921 )
Sicil No: 1317-8 P. (Piyade 1902-8)

Müşarünileyh Hazretleri:

29 Kânunuevvel 320 (11 Ocak 1905)
Tarihinde Erkân-ı Harbiye Yüzbaşılığı ile mektepten neş'et ederek sunuf-u selasede bölük idare ve kumanda etmek üzere atik 5 inci Ordu'ya memur buyrulmuştur

12 Kânunuevvel 332 (25 Aralık 1906)
Tarihinde Beşinci Mecidi Nişanı'yla taltif edilmiştir

7 Haziran 323 (20 Haziran 1907)
Tarihinde Kolağalığa terfi etmiştir. Sene-i mezkûre eylülü gayesinde arıza-i vücudiyelerinden naşi atik 3 üncü Ordu'ya nakledilmişlerdir

9 Haziran 324 (22 Haziran 1908)
Tarihinde Şark Demiryolu Müfettişliği'ne ve sene-i mezkûre Kânunuevvel gayesinde 3 üncü Ordu Redif 17 inci Selânik Fırkası Erkân-ı; Harbiyesine tayin buyrulmuşlardır

 23 Teşrinievvel 325 (5 Kasım 1909)
Tarihinde 3 üncü Ordu Erkân-ı Harbiyesine tayin buyrulmuştur

24 Ağustos 326 (6 Eylül 1910)
Tarihinde 3 ncü Ordu Zabitan Talimgahı Kumandanlığı'na ve sene-i mezkûre teşrinievvelinde tekrar mezkûr 3 ncü Ordu Erkân-ı Harbiyesine ve bilahara Kânunusâni zarfında 5 nci Kolordu Erkân-ı Harbiyesine tayin buyrulmuştur

14 Eylül 327 (27 Eylül 1911 )
Tarihinde muvakkaten Trablusgarp Fırkası Erkân-ı Harbiyesine memur edilmişse de Trablusgarp'a gitmeksizin İstanbuf'a cefbi 5 nci Kolordu'ya tebliğ edilerek Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Dairesi'ne tayin buyrulmuştur

14 Teşrinisani 327 (27 Kasım 1911 )
Tarihinde Binbaşılığa terfi edilmiştir

19 Kânunusanı 327 (1 Ocak 1912)
Tarihinde Bingazi'de bulunan müşarünileyhin Derne karşısındaki Şark Gönülfü Kumandanlığı'nı deruhte etmiştir

26 Şubat 327 (11 Mart 1912)
Tarihinde Derne Kumandanlığı'na tayin edilmiştir

11 Teşrinievvel 328 (24 Ekim 1912)
Tarihinde rahatsızlığına mebni Dersaadet'e hareket etmiştir

8 Teşrinisani 328 (21 Kasım 1912)
Tarihinde Karargâh-ı Umuroi emrine verilerek mezkûr ay zarfında Bahrü sefit Boğazı Kuvay-i Mürettebesi Erkân-ı Harbiyesi'ne tayin buyrulmuştur


14 Teşrinievvel 329 (27 Ekim 1913)
Tarihinde Sofya Ataşemiliterliği'ne tayin buyrulmuştur

24 Teşrinievvel 329 (6 Kasım 1913)
Tarihinde Bingazi muharebatında ibraz-ı şecaat ve liyakat etmesine mebni kıdemine iki sene zam, Dördüncü Rütbe'den Osmani Nişanı ita klınmıştır

29 Kânunuevvel 329 (11 Ocak 1914)
Tarihinde Sofya-Belgrat-Çetine Sefaretleri Ataşemiliterliği'ne tayin buyrulmuştur

26 Şubat 329 (11 Mart 1914)
Tarihinde Fransa Hükümeti tarafından Şövalye Rütbesinden Legion d'honneur nişanı ita kılınmıştır

16 Şubat 329 (1 Mart 1914)
Tarihinde Balkan Harbi'ndeki hidemat-ı hasenesinden dofayı kaymakamlığa terfi etmiştir

22 Temmuz 330 (4 Ağustos 1914)
Tarihinde Sırbistan Ataşemiliterliği'ne tayin kılınmış ise de Sofya Ataşemiliterliği'ne ipka edilmiştir

16 Teşrinisani 330 (29 Kasım 1914)
Tarihinde iki sene kıdem zammı verilmiştir

7 Kânunusani 330 (20 Ocak 1915)
Tarihinde 3 ncü Kolordu'da yeni teşekkül eden 19 ncu Fırka Kumandanlığı'na tayin buyrulmuştur

19 Mayıs 331 (1 Haziran 1915)
Tarihinde Miralaylığa terfi etmiştir

15 Temmuz 331 (28 Temmuz 1915)
Tarihinde 15 nci Kolordu Kumandanlığı'na ve sene-yi mezkûrede (Ağustos) 16 ncı Kolordu Komutanlığı'na tayin buyrulmuştur

14 Kânunusani 331 (27 Ocak 1916)
Tarihinde tebdil havasının hitamına mebni 16 ncı Kolordu`ya İltihak buyrulmuştur

2 Temmuz 331 (15 Temmuz 1915)
Tarihinde Harp Madalyası

19 Ağustos 331 (1 Eylül 1915)
Tarihinde Muharebe Gümüş Liyakat Madalyası

4 Kânunusani 331 (17 Ocak 1916)
Tarihinde Anafartalar Grubu Komutanı iken Muharebe Altın Liyakat Madalyası

19 Kânunusani 331 (1 Şubat 1916)
Tarihinde Üçüncü Rütbe'den Osmani Nişanı

28 Kânunuevvel 331 ( Aralık 1915)
Alman Hükümeti tarafından Demir Salip Nişanı verilmiş

28 Şubat 331 (13 Mart 1916)
Anafartalar'daki hidemat-ı hasenesinden dolayı iki sene seferi kıdem zammı ita kılınmıştır

19 Mart 332 (1 Nisan 1916)
Tarihinde Hidemat-ı fevkâledesine mebni bir sene kıdem zammı ile Mirli valığa terfi etmiştir

29 Teşrinisani 332 (12 Aralık 1916)
Müceddeden İkinci Rütbe'den Mecidi Nişanı ita kılınmıştır

11 Kânunuevvel 332 (24 Aralık 1916)
Bitlis havalisindeki hidematına mükâfeten bir sene seferi kıdem zammı ita edilmiştir. Sene-yi mezkûre zarfında Almanya Hükümeti tarafından Birinci ve İkinci Demir Salip ve Avus turya Macaristan Hükümeti tarafından Üçüncü Rütbe'den Muharebe Liyakat Madalyası ile İkinci Rütbeden Harp Alâmeti Liyakat-ı Askeri Madalyası ita kılınmıştır

7 Mart 333 (7 Mart 1917)
Tarihinde 2 nci Ordu Kumandanlığı'na tayin buyrulmuştur

19 Mart 333 (19 Mart 1917)
Tarihinde muharebat-ı vakıadaki hidemat-ı hasanesinden dolayı tebdilen İkinci Rütbeden Osmani Nişanı ita kılınmıştır

5 Temmuz 333 (5 Temmuı 1917)
Tarihinde 7 nci Ordu Kumandanlığı'na tayin buyrulmuştur

23 Eylül 333 (23 Eylül 1917)
Tarihinde Muharebe Altın İmtiyaz Madalyası ile taltif buyrulmuştur

9 Teşrinievvel 333 (9 Ekim 1917)
Tarihinde becayişen 2 nci Ordu Kumandanlığı'na tayin kılınmıştır

11 Teşrinievvel 333 (11 Ekim 1917)
Tarihinde bir ay müddetle İstanbul'a mezunen gitmişler ve rahatsızlıklarına mebni tedavi edilmek üzere üç ay mezuniyet verilmiştir

7 Teşrinisani 333 (7 Aralık 1917)
Tarihinde Karargâh-ı Umumi emrine alınarak sene-i meıkûre kânunuevvelinde mülga Veliaht-ı Saltanat refakatinde Almanya Karargah-ı Umumisi'ne azimet etmiş

16 Kânunuevvel 333 (16 Aralık 1917)
Tarihinde tebdilen Birinci Rütbe'den Kılıçlı Mecidi Nişanı ita kılınmıştır

19 Şubat 334 (19 Şubat 1918)
Tarihinde Almanya İmparatoru tarafından Birinci Rütbe'den Kılıçlı Kron dö Prus Nişanı verilmiştir

13 Mayıs 334 (13 Mayıs 1918)
Tarihinde bera-i tedavi Viyana'ya azimet buyurmuştur

7 Ağustos 334 (7 Ağustos 1918)
Tarihinde 7 nci Ordu Kumandanlığı'na ve sene-yi mezkure eylülünde Fahri Yaveran silkine ithal buyrulmuş

31 Teşrinievvel 334 (31 Ekim 1918)
Tarihinde Yıldırım Ordular Grubu Kumandanlığı'nı deruhte buyurmuşlardır

Teşrinisani 334 (Kasım 1918)
Tarihinde Grubun Lağvı üzerine Harbiye Nezareti emrine alınmıştır

30 Nisan 335 (30 Nisan 1919)
Tarihinde 9 ncu Ordu Kıtaatı Müfettişliği'ne tayin edilmiş ve sene-yi mezkûre Temmuzu'nun beşinde İstanbul Hükümet-i sakıtasınca memuriyetine hitam verilmiştir

9 Ağustos 335 (9 Ağustos 1919)
Ordu Müfettişliği'nden mazul ve askerlikten müstafi olan müşarünileyhin silk-i askeriden ihracı ve haiz olduğu nişanların refi ve Fahri Yaveran Unvanının nezi hakkında irade çıkmıştır

23 Nisan 336 (23 Nisan 1920)
Tarihinde Büyük Millet Meclisi Riyaset-i Celilesine intahap buyrulmuşlardır

19 Eylül 337 (19 Eylül 1921 )
Tarihinde Büyük Millet Meclisi'nce ittifakla kendilerine Gazilik Ünvanı ita ve Rütbe-i Samiye-i Müşiri tevcih buyrulmuştur

5 Teşrinisani 337 (5 Kasım 1921 )
Tarihinden itibaren müşarünileyhin Başkumandanlık müddeti üç ay daha temdit edilmiştir

5 Şubat 338 (5 Şubat 1922)
Tarihinden itibaren Başkumandanlık müddeti üç ay daha temdit edilmiştir

27 Mart 339 (27 Mart 1923)
Tarihinde Afganistan Emiri (Kralı) tarafından Aliyülâlâ Nişanı irsal kılınmıştır

21 Teşrinisani 339 (21 Kasım 1923)
Tarihinde kırmızı-yeşil kurdeleli İstiklal Madalyası talik olunmuştur

29 Teşrinievvel 339 (29 Ekim 1923)
Tarihinde Türkiye Cumhuriyeti Riyaseti'ne intihap buyrulmuştur