101 TL’den 15 TL’ye iniş PSİKOLOJİK HAREKATTIR.
Sürücü Belgeleri değişecek, 101 TL Değerli Kâğıt parası alınacak haberi çıkarıldı. Kamuoyunun tepkisi beklendi. Ustaca bir zamanlamanın ardından müjde verildi;
“Vatandaş 101 TL yerine 15 TL ödeyecek….”
Şimdi kamuoyu mutlu.
“Yaşasın, 86 TL birden düştüler. Milletini düşünen hükümet budur işte” diyenlerin mutluluk çığlıkları dalga dalga Türkiye’ye yayıldı. “Sosyal Medyadan kampanya yaptık, Hükümete geri adım attırdık” diyenlerin zafer çığlıkları da aynı şekilde yayılıyor…
Konu 24 Milyon sürücüyü ilgilendiriyor. Bunların içinde Hükümet yanlısı olan da var muhalif de.
Ama bu 24 milyon arasında gelişmelere göre saf ve görüş değiştirenler ise çoğunlukta. 101 TL’den 15 TL’ye iniş PSİKOLOJİK HAREKATTIR.
Anlatalım: Amerikan Merkezi Haber Alma Servisi CİA’nın, çalışanlarına dağıttığı kitapçıkta geri kalmış ülkelerde PSİKOLOJİK HAREKATLAR anlatılır. Orada şöyle der, “Protesto, gösteri ve eylemler Hükümetin itibarını etkilemeye, toplumda kafa karışıklıklarını ve kutuplaşmaları hızlandırdığında, bu olumsuzluklar Hükümetin gidişatına zarar vermeye başladığına, halkı etkilemek, gazını almak, itibarı yeniden kazanmak için önemli tüketim maddelerinde indirimlere gidilir. Bazı ücretli alanlar bedava yapılır. Kimi alanlarda hiç gereği yokken, bu kadar da olur mu dedirtecek türden vergiler getirilir. Şaşkınlık tepkiye dönüşmeden ustaca bir zamanlama ile yine bu kadar da olmaz dedirten indirim yapılır. Söz konusu indirimin büyüklüğü bu tür ülkelerde, toplumunun önemli bir bölümünde mutluluk, heyecan yaratır. Tepki vermeye başlayan ya da düşünenlerde de, zafer kazandık duygusuna yol açar…”
Sürücü belgelerinin değiştirilmesi gündemde yoktu. Türkiye’de birçok dengeyi değiştiren protesto eylemlerinden sonra geldi. Zafer çığlıkları atarken, Psikolojik Harekât ışığında düşünülmesini istedim.
Çünkü bundan sonra indirimler, bedavalar, göze görünecek yatırımlar, fiyat artırıp, ardından baş döndürecek indirimleri daha çok göreceksiniz.
Protesto eylemlerinin yarattığı havayı dağıtmanın, toplumun gazını almanın yöntemlerini uygulamada görüp hak vereceksiniz…
Ama burada sorulması gereken soru; "101 TL'den 15 TL'ye inildi de, neden bedava olmadı?"
Onu da yazacağım...
Gürbüz Evren / Siyaset Bilimci
(Paylaşım için Sayın Hamdi Erden’e teşekkürler)
"Bana olağanüstü hususiyetler atfetmeyiniz. Doğumumdaki tek fevkaladelik Türk olarak dünyaya gelmemdir." (Mustafa Kemal ATATÜRK)
15 Temmuz 2013 Pazartesi
12 Temmuz 2013 Cuma
UZUNGÖL
Gezimizin ikinci gününde çay fabrikası ziyaretimizden sonra, öğle yemeğini de yiyeceğimiz Uzungöl’e hareket ettik. Uzungöl, Trabzon'un Çaykara ilçesine bağlı turistik belde. Çevrenin yeşilliği ve doğallığı turizm girişimleri kıpırdatmış ve oldukça yatırım yapılan bir yer haline gelmekte. Belde adını kıyısında bulunduğu gölden alıyor. Bu göl yamaçlardan düşen kayaların, Haldizen deresinin önünü kapatmasıyla oluşmuş. . Göl Alüvyon set gölü olarak tanımlanmakta.
Uzungöl, Trabzon'a 99 km, Çaykara'ya ise 19 km uzaklıkta. Çevresinde Türkiye'nin yağmur ormanlarının bulunduğu, Soğanlı ve Kaçkar Sıradağları yer almakta. Bol yağış ve nisbi ılıman iklimi sayesinde yılın her mevsimi de doğa yeşil kalmakta. Demirkapı ve Soğanlı dağlarında tesbit edilmiş 60'tan fazla endemik bitki bulunduğu ve yaban hayatının da çeşitlilik açısında oldukça zengin olduğu söyleniyor. Uzungöl Doğal Sit Alanı, Özel Koruma Çevresi ve Tabiat Parkı gibi koruma statülerine sahip.
Anlatımlara göre son zamanlarda Uzungöl çevresinde yapılan çevre tahribatı giderek artmakta. Özellikle gölün çevresine yapılan stabilize yolun, gölün kaynaklanan su taşkınlarından etkilenmemesi amacıyla yapılan beton istinat duvarı, tam anlamıyla Uzungöl de ekolojik bir felaketin yaşanmasına neden olmuş. Gölün doğal ve ekolojik yapısını alt üst eden beton bariyerlerin kaldırılması ve gölün eski doğal görünümüne kavuşturulması için çok sayıda çevreci sivil toplum örgütünün çabaları halen sürmekte.
Öğle yemeğini yediğimiz ve gölün alabalığını da tatma şansını bulduğumuz İnan Kardeşler Oteli’nin bahçesinde, doğadan temin edilmiş ve şekil verilmiş çok sayıda ağaç kökünden küçük çaplı bir müze oluşturulmuş.
(Bu yazımın yayınlanmasından yıllar sonra otel yetkililerinden Sayın Murat Ulusoy otelleri hakkındaki tanıtımım sebebiyle teşekkür edip otellerinin web sitesinin bu sütunlarda yayınlanmasını rica etti. Yolu bir şekilde Uzungöl'e düşecek gezginlerin yararlanacağı düşüncesiyle adresi yayınlıyorum;
https://inankardeslerotel.com
Umuyorum gezginlere faydalı olacağı gibi Sayın Ulusoy'un da bu yazıma atıf yaparak gelecek misafirlerine güzel jestleri olacaktır. 24.10.2018)
Yemek ve gezimizin tamamlanmasından sonra akşam kalacağımız Ridos Termal Otel’e doğru yola çıktık.
(Bu yazımın yayınlanmasından yıllar sonra otel yetkililerinden Sayın Murat Ulusoy otelleri hakkındaki tanıtımım sebebiyle teşekkür edip otellerinin web sitesinin bu sütunlarda yayınlanmasını rica etti. Yolu bir şekilde Uzungöl'e düşecek gezginlerin yararlanacağı düşüncesiyle adresi yayınlıyorum;
https://inankardeslerotel.com
Umuyorum gezginlere faydalı olacağı gibi Sayın Ulusoy'un da bu yazıma atıf yaparak gelecek misafirlerine güzel jestleri olacaktır. 24.10.2018)
Yemek ve gezimizin tamamlanmasından sonra akşam kalacağımız Ridos Termal Otel’e doğru yola çıktık.
11 Temmuz 2013 Perşembe
MAYIS AYINDA BU KİTABI OKUDUM - 4
|
KİTABIN ADI
|
IV. Haçlı Seferi Kronikleri
|
|
KİTABIN YAZARI
|
Geoffroi De
Villehardouin – Henri De Valenciennes
|
|
KİTABIN ÇEVİRMENİ
|
Ali Berktay
|
|
KİTABIN YAYINEVİ
|
T. İş Bankası Kültür Yayınları
|
|
KİTABIN BASKI YILI
|
2008
|
|
KİTABIN BASKI SAYISI
|
1. Baskı
|
|
KİTABIN SAYFA SAYISI
|
301 sayfa
|
|
KİTABIN DİZGİ/BASKI
KALİTESİ
|
10/10
|
|
KİTABIN YAZIM-DİL
KALİTESİ
|
10/10
|
|
KİTABIN
EDEBİ/SANATSAL/TARİHSEL DEĞERİ
|
10/10
|
| Tarihin belli başlı olaylarının birinci ağızdan görgüye dayalı anlatılması geleceğe çok önemli bilgiler bırakır. Her ne kadar olaylara tarafsız bir gözle değil, o zamanki olaylara ya da liderlere bağlılık gözetilerek yazılsa da yine gelecek kuşakların bu kitaplardan öğreneceği muazzam bilgiler vardır. Tarihe yakın olanların bildiği gibi 4. Haçlı seferleri, Kudüs’e giden haçlılara yardım amacıyla örgütlendiyse de, başlangıcındaki amacından sapmış ve İstanbul’u kuşatılması ve yağmasıyla devam etmiş ve yaklaşık 59 yıllık bir Latin krallığının kurulmasına, Bizans İmparatorlarının bu dönemde İznik’te sürgün yaşamasına neden olmuş ve tarihte çok önemli olaylardan bir tanesidir. Bu seferin neden amacından saparak İstanbul’un işgal ve yağmasına dönüştüğüne ilişkin o günden bu yana yapılan tahmin ve spekülasyonların sonu gelmemiştir. (Dan Brown’un son kitabı Cehennem’de de bir yan konu olarak anlatım konusu yapılmış) İşte bu seferi ilk ağızdan anlatan, sefere katılan iki şövalyenin yazdıkları bu kitapta bir araya getirilmiş. Doğrudan orijinal el yazmalarından çevrilen kitapların özellikle ilkinde seferin İstanbul’a yönelmesi, fetih, işgal ve yağma anlatılıyor. İlk Latin kral Bodouin’in tutsak düşüp ölmesine kadar işlenen olaylar sonrası el yazması kesilmiş. Diğer kitap ise sanki devam gibi ilk kralın kardeşi Henri’nin Latin imparatoru ilan edilmesi ve haçlıların arasındaki mücadeleler, Bizans ve Bulgar krallığıyla çatışmalar dile getiriliyor. Tarihseverlerin kesinlikle okuması ve kitaplığında bulundurması gereken çok önemli bir ilk kaynak eser. |
10 Temmuz 2013 Çarşamba
TEMMUZ AYI TAKAS KİTAPLARIM
Araya giren tatiller nedeniyle yeni takas kitap listemi yazamamıştım. Bazılarının takasa olması ve bazılarını takastan çekmem nedeniyle azalan kitaplara yenilerini eklediğim takasa kitap listemi veriyorum. Listem büyük ihtimalle eylül ayına kadar geçerli olacak. Temmuz sonuna kadar yapılan istekleri hemen karşılayabileceğim. Ancak Ağustosta yapılacak teklifleri ancak Eylül ayı başında değerlendirebileceğim. Yeni ufuklara açılmak isterseniz tekliflerinizi bekliyorum.
Takas kitaplarım:
1- SİMYACI Paulo Coelho – Can Yayınları 1997 Baskı
2- GENİŞ ZAMANLAR Ayşe Kulin – Remzi Kitabevi 1998 Baskı
3- YÜZÜN YARISI GECE Muzaffer Buyrukçu – Bilgi Yayınevi 1994 Baskı
4- CİNSEL ZORBALIK Susan Brownmiller - Cep Kitapları 1984 Baskı
5-BİLİNMEYEN TEHLİKE Isaac Asımov – İnkılap Kitabevi 1993 Baskı
6-FÜREYA Ayşe Kulin – Remzi Kitabevi 1999 Baskı
7-MAGDALALI MERYEM – Yorgos Leonardos – İnkılap Kitabevi 2001 Baskı
Takas kitaplarım:
1- SİMYACI Paulo Coelho – Can Yayınları 1997 Baskı
2- GENİŞ ZAMANLAR Ayşe Kulin – Remzi Kitabevi 1998 Baskı
3- YÜZÜN YARISI GECE Muzaffer Buyrukçu – Bilgi Yayınevi 1994 Baskı
4- CİNSEL ZORBALIK Susan Brownmiller - Cep Kitapları 1984 Baskı
5-BİLİNMEYEN TEHLİKE Isaac Asımov – İnkılap Kitabevi 1993 Baskı
6-FÜREYA Ayşe Kulin – Remzi Kitabevi 1999 Baskı
7-MAGDALALI MERYEM – Yorgos Leonardos – İnkılap Kitabevi 2001 Baskı
9 Temmuz 2013 Salı
MAYIS AYINDA BU KİTABI OKUDUM - 3
|
KİTABIN ADI
|
Atatürk’ün Sovyetler’le Görüşmeleri
|
|
KİTABIN YAZARI
|
Mehmet Perinçek
|
|
KİTABIN ÇEVİRMENİ
|
-
|
|
KİTABIN YAYINEVİ
|
Kaynak Yayınları
|
|
KİTABIN BASKI YILI
|
2011
|
|
KİTABIN BASKI SAYISI
|
3. Baskı
|
|
KİTABIN SAYFA SAYISI
|
439 sayfa
|
|
KİTABIN DİZGİ/BASKI
KALİTESİ
|
10/10
|
|
KİTABIN YAZIM-DİL
KALİTESİ
|
10/10
|
|
KİTABIN
EDEBİ/SANATSAL/TARİHSEL DEĞERİ
|
10/10
|
| Geçen yüzyılın başında yan yana iki devrim meydana geldi. Hem içten ve hem dıştan saldırıya uğrayan bu devrimlerin ayakta kalabilmek için birbirlerine destek olmaları zorunlu ve yaşamsal önemdeydi. Anadolu devriminin önderi Mustafa Kemal, kızıl devrimin liderleri önce Lenin ve sonra Stalin’le karşılıklı saygı ve hoşgörü çerçevesinde derin bir bağ ve dostluk kurdu. Mehmet Perinçek, 2005-2006 yılları arasında Moskova Uluslar arası İlişkiler Devlet Enstitüsü arşivlerinde çalışmasıyla Sovyet gizli devlet arşivlerinde çok ilginç belgelere ulaştı. Kitap 3 bölümden oluşuyor. İlk bölüm, 23. Nisan 1920’ye kadar Bolşeviklerle ilk görüşmeler, 2. Bölüm, TBMM’nin açılışından Lozan’a kadar ve 3. Bölümle Lozan’dan Atatürk’ün ölümüne kadar ki Türk-Sovyet ilişkilerini gerçek belgelere dayalı anlatıyor. Kitabın sonunda yararlandığı 31 adet tutanağın tercümelerinin yer aldığı belgeler, Atatürk’ün karşılıklı saygı ve dostluğa dayalı siyasi politikasının başarısını ortaya koyuyor. Bu gün geldiğimiz noktada, Atatürk’ün bizlere emanet ettiği siyasi mirasını ne kadar koruyabildiğimizi görüyormusunuz? “Sovyetler Birliği’ne karşı asla bir saldırı politikası gütmeyeceksiniz. Doğrudan doğruya ya da dolaylı olarak Sovyetler’e yöneltilmiş herhangi bir anlaşmaya girmeyecek ve böyle bir anlaşmaya imza koymayacaksınız.” |
8 Temmuz 2013 Pazartesi
ATATÜRK'ÜN ÖLÜRKEN SÖYLEDİĞİ SON SÖZ
“…İnsanın karşılaşacağı ölüm gerçeğinin son saniyeleri geldiğinde, o sırada yanında bulunanlardan Dr. Neşet Ömer bey “Dilinizi göreyim efendim. Lütfen dilinizi dışarıya doğru çıkartın” diye telaşlanırken, Atatürk, Dr. Neşet Ömer beye bakarak “VE ALEYKÜM SELAM” diyerek gözlerini kapatmıştır.”
(Kılıç Ali’nin Anıları Sh 659. Hulusi TURGUT)
Peki, o sırada Atatürk’ün yanında bulunanlar telaş ve çaresizlik içerisinde kıvranırlarken ve hiç gereği yokken Atatürk’ün “VE ALEYKÜM SELAM” demesinin anlamı ne olabilir diye bir soru akla gelebilir.
İşte Kur’an’ın söyledikleri:
“İyiliklerini içeren kitabı sağ tarafından verileceklere, melekler: ‘SELAMÜN ALEYKÜM derler.''
(Vakıa Suresi 90,91)
(Kılıç Ali’nin Anıları Sh 659. Hulusi TURGUT)
Peki, o sırada Atatürk’ün yanında bulunanlar telaş ve çaresizlik içerisinde kıvranırlarken ve hiç gereği yokken Atatürk’ün “VE ALEYKÜM SELAM” demesinin anlamı ne olabilir diye bir soru akla gelebilir.
İşte Kur’an’ın söyledikleri:
“İyiliklerini içeren kitabı sağ tarafından verileceklere, melekler: ‘SELAMÜN ALEYKÜM derler.''
(Vakıa Suresi 90,91)
5 Temmuz 2013 Cuma
ÖZÇAY ÇAY FABRİKASI
Karadeniz gezimizin 2. Gününde ilk durağımız Of ilçesinden Uzungöl’e döndüğümüzde hemen 3. Kilometrede kurulu bulunan Özçay Çay Fabrikası oldu.
Yörede değişik isimler altında çok sayıda çay fabrikası var. En önemli tesis elbette Çaykur işletmeleri. Ancak çayın önemli bir tarım ve ekonomi bitkisi olması nedeniyle yörede hemen hemen her boş alanda çay tarhları oluşturulmuş. Özçay Çay Fabrikası da köylüler tarafından kurulmuş bir kooperatif işletmesi. Grubumuz iki otobüs halinde geldiği için fabrikayı da 2 ziraat mühendisi rehberliğinde gezdik. Bizim grubun rehberi Enes beyin anlatımlarını özetliyorum. Çay bölgenin en önemli geçim aracı. Fabrika 20 yılı aşkın süredir üretim yapıyor. Çay bitkisinin yılda 3 kez tarhlarında kesimi yapılıyor, Mayıs, Temmuz ve Eylül. İlk kesim olan Mayıs kesimi en iyi ürün kabul ediliyormuş. Fabrikaya kamyon ve traktörlerle getirilen ürünler önce fabrikanın dışa bakan kısmında dinlendirilerek nemi %70’den %40’a düşürülüyormuş. Daha sonra iç kısımlarda nemi kademe kademe düşürülerek kurutuluyor ve kıyma işlemine geçiliyor. Yaprak ve kesim kalitesine göre farklı isimler altında paketleniyormuş.
Fabrikaları İlk organik çayı üretmekle övünüyorlar. Enes beyin derecelendirmesine göre en iyi kaliteli çay sıralaması değerliden başlayarak,” Elekaltı”, “Tomurcuk”, “Filiz”, “Siyah”, “Kamelya” vs diye devam ediyor. Yeşil çay iyi olmakla birlikte günde 2 bardaktan fazla içilmemesi tavsiye ediliyor. Bitki çaylarının paketsiz olanlarının kullanılmaması gerektiğini de ekliyor.
Gezimizden sonra hem çay içerek hem de fabrikanın alışveriş mağazasından değişik çaylardan alışveriş yaparken Enes beyin verdiği çay demleme tarifini de paylaşayım; “Çayı demlerken, porselen yada çelik demlik tavsiye ediyoruz. Çayın alt suyunu ısıtırken demliğe çay koyarak ısıtmayın. Çay suyu kaynadıktan hemen sonra demliğe çayı koyun ve sıcak suyu demliğe sabit tek noktandan dökün, suyu dolaştırmayın ve başka bir nesneyle karıştırmayın. Sıcak suyu koyduktan sonra 10-15 dakika sonra çay demlenmiştir. Yarım saat içinde tüketilmesini tavsiye ediyoruz. Çay içmeye bu saatten sonra devam edecekseniz yeniden demlemenizi öneririz.”
(Not: Özçay gördüğümüz kadarı ile güvenle kullanabileceğiniz bir ürün. Her markette bulunup bulunmadığını bilmemekle birlikte, Ankara’da oturanlar için “Tarmeg” mağazalarında bulunduğunu söyleyeyim.)
Demli çaylarla bol keyifli günler sizlerin olsun efendim.
Yörede değişik isimler altında çok sayıda çay fabrikası var. En önemli tesis elbette Çaykur işletmeleri. Ancak çayın önemli bir tarım ve ekonomi bitkisi olması nedeniyle yörede hemen hemen her boş alanda çay tarhları oluşturulmuş. Özçay Çay Fabrikası da köylüler tarafından kurulmuş bir kooperatif işletmesi. Grubumuz iki otobüs halinde geldiği için fabrikayı da 2 ziraat mühendisi rehberliğinde gezdik. Bizim grubun rehberi Enes beyin anlatımlarını özetliyorum. Çay bölgenin en önemli geçim aracı. Fabrika 20 yılı aşkın süredir üretim yapıyor. Çay bitkisinin yılda 3 kez tarhlarında kesimi yapılıyor, Mayıs, Temmuz ve Eylül. İlk kesim olan Mayıs kesimi en iyi ürün kabul ediliyormuş. Fabrikaya kamyon ve traktörlerle getirilen ürünler önce fabrikanın dışa bakan kısmında dinlendirilerek nemi %70’den %40’a düşürülüyormuş. Daha sonra iç kısımlarda nemi kademe kademe düşürülerek kurutuluyor ve kıyma işlemine geçiliyor. Yaprak ve kesim kalitesine göre farklı isimler altında paketleniyormuş.
Fabrikaları İlk organik çayı üretmekle övünüyorlar. Enes beyin derecelendirmesine göre en iyi kaliteli çay sıralaması değerliden başlayarak,” Elekaltı”, “Tomurcuk”, “Filiz”, “Siyah”, “Kamelya” vs diye devam ediyor. Yeşil çay iyi olmakla birlikte günde 2 bardaktan fazla içilmemesi tavsiye ediliyor. Bitki çaylarının paketsiz olanlarının kullanılmaması gerektiğini de ekliyor.
Gezimizden sonra hem çay içerek hem de fabrikanın alışveriş mağazasından değişik çaylardan alışveriş yaparken Enes beyin verdiği çay demleme tarifini de paylaşayım; “Çayı demlerken, porselen yada çelik demlik tavsiye ediyoruz. Çayın alt suyunu ısıtırken demliğe çay koyarak ısıtmayın. Çay suyu kaynadıktan hemen sonra demliğe çayı koyun ve sıcak suyu demliğe sabit tek noktandan dökün, suyu dolaştırmayın ve başka bir nesneyle karıştırmayın. Sıcak suyu koyduktan sonra 10-15 dakika sonra çay demlenmiştir. Yarım saat içinde tüketilmesini tavsiye ediyoruz. Çay içmeye bu saatten sonra devam edecekseniz yeniden demlemenizi öneririz.”
Demli çaylarla bol keyifli günler sizlerin olsun efendim.
4 Temmuz 2013 Perşembe
MAYIS AYINDA BU KİTABI OKUDUM - 2
|
KİTABIN ADI
|
Mustafa Kemal’in Mütareke Defteri
|
|
KİTABIN YAZARI
|
Falih Rıfkı Atay
|
|
KİTABIN ÇEVİRMENİ
|
-
|
|
KİTABIN YAYINEVİ
|
Pozitif Yayınları
|
|
KİTABIN BASKI YILI
|
2010
|
|
KİTABIN BASKI SAYISI
|
1. Baskı
|
|
KİTABIN SAYFA SAYISI
|
135 sayfa
|
|
KİTABIN DİZGİ/BASKI
KALİTESİ
|
9,5/10 (Az sayıda dizgi
hatası var)
|
|
KİTABIN YAZIM-DİL
KALİTESİ
|
10/10
|
|
KİTABIN
EDEBİ/SANATSAL/TARİHSEL DEĞERİ
|
10/10
|
| Tarihi yapan insanların çığır açıcı davranış ve eylemleri gelecek kuşakların rehberidir. Ülkemizin mucizevi kurtarıcısı Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın tarihe not düşen eylemlerini kitaplaştıran Falih Rıfkı Atay bu küçük kitapçığa, Yıldırım Ordular Komutanı Mustafa Kemal Paşa’nın 30 Ekim 1918 Mondros ateşkesi sırasında Adana’da faaliyetleri ile başlıyor. İstanbul ve Sedaret ile sürekli yazışan ve ateşkes hükümlerini yorumlayıp bunların ülkenin felaketine yol açacağını söyleyen Mustafa Kemal Paşa, kurtuluş savaşının ilk adımlarını da burada atıyor. Vatan müdafaasının ilk adımı olarak Toros tünellerinin savunulmasını isteyen ve bunun için halka silah dağıtan Mustafa Kemal daha sonra İstanbul’a dönerek mütareke döneminde siyasi faaliyetlerini sürdürüyor. Gazeteci yazar Falih Rıfkı Atay’ın özellikle ulusal kurtuluş savaşının zafere ulaştığı günlerde, yani Ağustos ayı sonu Eylül ayı başında İstanbul’da yaşadıklarını, tersine duyumlarla sarsılmalarından sonra zaferi duyarak sevinmelerini son derece dramatik bir biçimde anlatıyor. Atatürk’ün yaşamının sonuna kadar küçük anılarla devam eden kitapçık güzel fıkra-anekdotlarla sona eriyor. Başucu kitaplarınızdan birisi daha… |
3 Temmuz 2013 Çarşamba
ATATÜRK HAKKINDA 30 KÜÇÜK NOT
Kaynağını bulamadığım bir derlemeyi sunuyorum. Elbette bunların hepsi bu dev adamı tanıtmaya yetmez ama şu küçücük notlar dahi onun ne denli nitelikli bir insan olduğunu göstermiyor mu?
1.”ATA” LAFINI SEVMEZDİ “Atatürk” hitabını ilk kez dönemin Türk Dil Kurumu Başkanı bir konuşmasında kullanmış, Mustafa Kemal de çok beğenerek soyadı olarak almıştı. Kendisine “Ata” diye hitap edilmesinden hiç hoşlanmazdı.
2.EN SEVDİĞİ YEMEK
Manastır Askeri Lisesi yıllarından kalan bir alışkanlıkla hayati boyunca en sevdiği yemek kuru fasulye ve pilav olarak kaldı. Tatlıya düşkün değildi ama canı istediğinde çok sevdiği gül reçelini tercih ederdi.
3.EN BÜYÜK HAYALİ DÜNYA TURUNA ÇIKMAKTI
Ömrü yetseydi bir dünya turuna çıkıp Türk dili ve tarihi üzerindeki çalışmalarını genişletmek en büyük hayaliydi.
4.BAŞUCU KİTABI “ÇALIKUŞU” YDU.
Binlerce kitabi vardı. Ama bunların arasında bir tanesini hayati boyunca hatta cephede bile başucundan ayırmadı. Reşat Nuri Güntekin’in unlu Çalıkuşu” romanını hep yanında taşır, her gün rasgele bir yerinden açar, birkaç sayfa okurdu.
5.KABUL SALONUNDAKI AT YAVRUSU
Atlardan sonra en sevdiği hayvan köpekti. “Fox” adini verdiği köpeği, Gazi`nin yatağının ayak ucunda uyurdu. Hayvanlara düşkünlüğü o dereceydi ki bir gün misafirlerinin de görebilmesi için yeni doğmuş bir tayla annesinin Çankaya Köşkü kabul salonuna getirilmesini bile emretmişti.
6.TAM BİR SALON ADAMI
En sevdiği dans valsti. Müzik zevki çeşitlilik gösteriyordu. Klasik Batı müziği dışında Anadolu ezgilerini de severek dinlerdi.
7.GÖMLEKLERİNİN TÜMÜ BEYAZDI
Gömleklerinin hepsi beyazdı. Bu gömlekler ilk yıllarda İsviçre`de özel olarak dikilirken sonra yerli mali kullanma kampanyasına öncülük edebilmek için Beyoğlu`nda bir terziye diktirilmeye başlanmıştı. 8.DOLABINDA LACİVERTE YER YOKTU
Takım elbiselerinin tasarımlarını hep kendisi çizerdi. Lacivert takım giymeyi sevmezdi.
9.ÖLÇÜLERİ
Boyu 1.74 idi. Hayatının son dönemlerine kadar 76 olan kilosu hastalığının ilerlemeye başlamasıyla 46′ya kadar düşmüştü. 43 numara siyah rugan ayakkabı giyerdi.
10.RUMELİ ŞİVESİ
Özenli ve temiz bir Türkçe konuşurdu. Ancak bazı kelimeleri Rumeli şivesiyle telaffuz ederdi.
11.HAZİN BIR HİKAYE
Hayatında bir dönem çok önemli yer tutan Mustafa Kemal`in evlenmesinden sonra hayatına trajik bir şekilde son veren Fikriye Hanim`in mezarının nerede olduğu bilinmiyor.
12.CUMHURBAŞKANLIĞINDAN SIKILIYORDU.
Hayatının çoğunu geçirdiği savaş cephelerinden sonra Cumhurbaşkanı olarak geçirdiği yıllar ona bir tecrit yaşantısı gibi geliyor, çok sevdiği halkından ve sade bir vatandaş yaşamından uzaklaştığını düşünüyordu.
13.PAPA`NIN TEMSİLCİSİNE ELBİSE
Kıyafet Kanunu çerçevesinde tüm din adamlarının dini kıyafetleriyle sokağa çıkmaları yasaklanınca, Monsenyor Roncalli`ye kendi terzisi Kemal Milaslı eliyle bir koleksiyon hazırlattı.
14.KENDİSİ TIRAŞ OLMAZDI.
Sabah kahvaltılarıyla arası hiç hoş değildi.Yataktan kalkar kalkmaz odasındaki divanın üzerine bağdaş kurarak oturur, günün ilk kahvesini sigarasını içerdi.Bir özelliği de kendi kendine tıraş olmamasıydı.
15.DÜZEN TAKINTISI VARDI
Evinde , çevresinde hatta konuk olduğu evlerde bile eğri duran eşyaları düzeltmeden rahat edemezdi.
16.HOŞGÖRÜLÜ LİDER
Köylünün birinin gazete kağıdına sardığı tütünü içmeye çalışırken eli yanmış,”Alın bunu kendi içsin” diyerek Atatürk`e küfretmişti. Mahkemeye çıkarılacaktı. Atatürk olayı dinledikten sonra “Onu mahkemeye vereceğinize doğru dürüst sigara içmesini temin edin” dedi.
17.SİGARA PAZARLIĞI
Hastalığının başlangıcında kendisini muayene eden Dr.Fissinger günde kaç paket sigara içtiğini sormuş, Atatürk “sekiz” demişti. Doktor bunu günde bir pakete indirmesi gerektiğini söyleyince gülümseyerek cevap
vermişti:”Ben zaten bir paket içiyorum. Bundan sonra bunu sizin izninizle yapacağım”.
18.”BU NASIL HALKÇILIK?”
Bir sabah milletvekilleri ile trene binmişti. Kondüktörün milletvekillerinden bilet parası almamasına şaşırmış nedenini sormuştu.Trenin milletvekillerine bedava olduğunu öğrenince epey sinirlenmiş, “Ne de güzel halkçılık ama” demişti.
19.”LAİKLİK ADAM OLMAKTIR!
16.HOŞGÖRÜLÜ LİDER
Köylünün birinin gazete kağıdına sardığı tütünü içmeye çalışırken eli yanmış,”Alın bunu kendi içsin” diyerek Atatürk`e küfretmişti. Mahkemeye çıkarılacaktı. Atatürk olayı dinledikten sonra “Onu mahkemeye vereceğinize doğru dürüst sigara içmesini temin edin” dedi.
17.SİGARA PAZARLIĞI
Hastalığının başlangıcında kendisini muayene eden Dr.Fissinger günde kaç paket sigara içtiğini sormuş, Atatürk “sekiz” demişti. Doktor bunu günde bir pakete indirmesi gerektiğini söyleyince gülümseyerek cevap
vermişti:”Ben zaten bir paket içiyorum. Bundan sonra bunu sizin izninizle yapacağım”.
18.”BU NASIL HALKÇILIK?”
Bir sabah milletvekilleri ile trene binmişti. Kondüktörün milletvekillerinden bilet parası almamasına şaşırmış nedenini sormuştu.Trenin milletvekillerine bedava olduğunu öğrenince epey sinirlenmiş, “Ne de güzel halkçılık ama” demişti.
19.”LAİKLİK ADAM OLMAKTIR!
” İlk mecliste bir oturum sırasında üyelerden biri laikliğin ne manaya geldiğini anlamadığını söyleyince Gazi çok sinirlenmiş ve elini kürsüye vurarak bir din bilgini olan üyeye cevap vermişti: “Adam olmak demektir hocam, adam olmak!”
20.KURBANLARI BAĞIŞLARDI Gittiği yurt gezilerinde kendisi için kurban edilen hayvanlara bakamaz böyle durumlarda sırtını döner ya da kesilmelerini engellerdi.
21.YABANCI DİLE MERAKI
Askeri lisede öğrenmeye başladığı Fransızca’yı sonraki yıllarda geliştirdi. Zengin bir kelime bilgisi vardı. Konuşurken araya Fransızca sözcükler de eklerdi.
22.FASULYESİNE POKER
Kumardan hoşlanmaz ama arkadaşlarıyla fasulyesine poker oynardı.Oyun sonunda kazandıklarını iade ederdi.
23.KAN GÖRMEYE DAYANAMAZDI
Cephelerde düşmanla göğüs göğüse savaşmış biri olarak en ilginç özelliği savaş meydanları dışında kan görünce fenalaşmasıydı.
24.KULAKLARI DUYAN TEK KİŞİ.
Fransız tarihçisi Herriot Ankara`ya geldiğinde Gazi`nin kulaklarının duyuyor olmasına şaşırmış anılarında bunu espirili bir dille anlatmıştı: “T.C`de bir tane kulakları duyan kişi var onu da Cumhurbaşkanı yapmışlar”.
25.BİR RİCASI BAŞ AÇTIRDI
Bir gün halk arasında dolaşırken çarşaflı bir kadına rastlamış, “Hafız Hanım benim hatırım için başındaki örtüyü açar mısın?” diye sormuştu.
Kadın baş örtüsünü açarak , Atatürk`un önünde eğildi ve ellerini öptü.
26.BİLARDO VE YÜZME
Sportmen kişiliği vardı. Her gün at biner , yüzmeye gider ve bilardo oynardı.
27.EN BAŞARILI DERS.
Eğitim hayati boyunca en başarılı dersi matematikti. Pozitif bilimlere ilgisi hayatı boyunca sürdü.
28.YAĞCILARA GEÇİT YOK
Yağcılığa çok kızardı Bir aksam sofrasında kendisine gereksiz şekilde iltifat eden Abdulhak Hamit`e müdahale etti.
29.SON YILBAŞI GECESİ
1937`yi 1938`e bağlayan son yılbaşı gecesini Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras ile baş başa geçirmişti. O gece dolabındaki bazı elbiseleri bakana hediye etmişti.
30.KÖŞKTEKİ GÜVERCİNLİK
Kuşları çok severdi.Çankaya Köşkü`nde özel bir bakıcının ilgilendiği güvercinliği vardı.
20.KURBANLARI BAĞIŞLARDI Gittiği yurt gezilerinde kendisi için kurban edilen hayvanlara bakamaz böyle durumlarda sırtını döner ya da kesilmelerini engellerdi.
21.YABANCI DİLE MERAKI
Askeri lisede öğrenmeye başladığı Fransızca’yı sonraki yıllarda geliştirdi. Zengin bir kelime bilgisi vardı. Konuşurken araya Fransızca sözcükler de eklerdi.
22.FASULYESİNE POKER
Kumardan hoşlanmaz ama arkadaşlarıyla fasulyesine poker oynardı.Oyun sonunda kazandıklarını iade ederdi.
23.KAN GÖRMEYE DAYANAMAZDI
Cephelerde düşmanla göğüs göğüse savaşmış biri olarak en ilginç özelliği savaş meydanları dışında kan görünce fenalaşmasıydı.
24.KULAKLARI DUYAN TEK KİŞİ.
Fransız tarihçisi Herriot Ankara`ya geldiğinde Gazi`nin kulaklarının duyuyor olmasına şaşırmış anılarında bunu espirili bir dille anlatmıştı: “T.C`de bir tane kulakları duyan kişi var onu da Cumhurbaşkanı yapmışlar”.
25.BİR RİCASI BAŞ AÇTIRDI
Bir gün halk arasında dolaşırken çarşaflı bir kadına rastlamış, “Hafız Hanım benim hatırım için başındaki örtüyü açar mısın?” diye sormuştu.
Kadın baş örtüsünü açarak , Atatürk`un önünde eğildi ve ellerini öptü.
26.BİLARDO VE YÜZME
Sportmen kişiliği vardı. Her gün at biner , yüzmeye gider ve bilardo oynardı.
27.EN BAŞARILI DERS.
Eğitim hayati boyunca en başarılı dersi matematikti. Pozitif bilimlere ilgisi hayatı boyunca sürdü.
28.YAĞCILARA GEÇİT YOK
Yağcılığa çok kızardı Bir aksam sofrasında kendisine gereksiz şekilde iltifat eden Abdulhak Hamit`e müdahale etti.
29.SON YILBAŞI GECESİ
1937`yi 1938`e bağlayan son yılbaşı gecesini Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras ile baş başa geçirmişti. O gece dolabındaki bazı elbiseleri bakana hediye etmişti.
30.KÖŞKTEKİ GÜVERCİNLİK
Kuşları çok severdi.Çankaya Köşkü`nde özel bir bakıcının ilgilendiği güvercinliği vardı.
Alıntıdır.
2 Temmuz 2013 Salı
MAYIS AYINDA BU KİTABI OKUDUM - 1
|
KİTABIN ADI
|
Mustafa Kemal’in Ağzından Vahdettin
|
|
KİTABIN YAZARI
|
Falih Rıfkı Atay
|
|
KİTABIN ÇEVİRMENİ
|
-
|
|
KİTABIN YAYINEVİ
|
Pozitif Yayınları
|
|
KİTABIN BASKI YILI
|
2013
|
|
KİTABIN BASKI SAYISI
|
1. Baskı
|
|
KİTABIN SAYFA SAYISI
|
130 sayfa
|
|
KİTABIN DİZGİ/BASKI
KALİTESİ
|
10/10
|
|
KİTABIN YAZIM-DİL
KALİTESİ
|
10/10
|
|
KİTABIN
EDEBİ/SANATSAL/TARİHSEL DEĞERİ
|
10/10
|
Tarihi yapan insanların ilk ağızdan konuşmalarının değerlendirilmesi ve tarihe not bırakılması çok önemlidir. Yıllar sonra, tarihin değişik şekillerde çarpıtılması, önemsizleştirilmesi, değişik eklemelerle tarihin boyutunun ve öneminin düşürülmeye çalışılmasının önüne geçer.
Kitapta anlatılan notlar, değerli yazar ve gazeteci Falih Rıfkı Atay’ın Mustafa Kemal Atatürk ile 1926 yılında yaptığı ve aynı günlerde “Hakimiyet-i Milliye” gazetesinden yayınlanan söyleşi notlarından oluşuyor. İlk kez 1955 yılında kitaplaştırılan notlar bu kitapta tekrar yayınlanıyor. Mustafa Kemal’in bu kitaptaki anıları, 1. Dünya Savaşı’nın son günlerinde Filistin de yaşanan son geri çekilme savaşlarını, Mustafa Kemal’in istifa ederek İstanbul’a dönmesi, 1918 Kasım ayından 15 Mayıs 1919’da Bandırma vapuruna binmesine kadar ki önemli olayların anlatısından oluşmakta. Mustafa Kemal Vahdettin ile ilgili anılarında, yaveri olarak Avrupa’ya yaptıkları seyahatten de notlar ekliyor. Henüz okumayanlar ya da o dönemin detaylarını bilmeyenler için ilk elden çok önemli olayları anlatan kitap, Atatürkçü gençlerin en önemli başucu kitaplarından birisi. Unutmayın ki bilgi ve birikim olmadan bize verilen birinci vazifenin yerine getirilmesi güç olacaktır. |
| Falih Rıfkı Atay (1894, İstanbul - 20 Mart 1971, İstanbul), Türk gazeteci, yazar, milletvekili. Cumhuriyet döneminin en etkin gazetecilerindendi. İzmir'in kurtuluşundan sonra Mustafa Kemal ile tanışıp dostluğunu kazanan Falih Rıfkı, özellikle Atatürk’ü yakından tanıtan anılarıyla ünlendi. 1923-1950 yılları arasında milletvekili olarak siyasette yer aldı. Cumhuriyetin kurucusu Atatürk’e yakınlığı nedeniyle çok önemli olaylara tanıklık etmiş ve kişisel tarihi cumhuriyet tarihi ile özdeşleşmiştir. |
1 Temmuz 2013 Pazartesi
ARADAN SONRA
Son bir ayda tatiller ve ara vermeler üst üste geldi. Mayıs sonu ve Haziran ayı başındaki Doğu Karadeniz gezisinden döndükten sonra ay ortasında 3 günlük klasik Sinop gezimizi gerçekleştirdik.
Sinop giderek sevdiğimiz ve bağlandığımız bir şehir haline geldi. Kendine has havası ve sıcaklığı her sene bir hafta sonu için bizi çekiyor. Bol balık eşliğinde sohbetler ve şehirde yeni güzellikler keşfetmeye devam ediyoruz.
Derken önceki hafta sonu itibariyle biraz erkene aldım Bozyazı seyahatimi yaptım. Artık 30 senelik olan ve giderek eskiyen yazlık evin ciddi bir onarıma ihtiyacı olduğunu gördüm. Hem evi açıp havalandırırken hem de ustalarla Kurban bayramı sonrası başlayacağımız ciddi tadilatın öngrüşmesini ve planlarını yaptım. Elbette bu arada yörenin en namlı balığı Karakulak balığı’nın da (Minekop ya da Kötek diye de bilinir) bol bol tadına baktım. Fırında yapılması da güzel olursa da, mısır unu ile tavası harika oluyor. Güneye indiğinizde mutlaka yemenizi tavsiye ederim. http://kazankaynasin.blogspot.com/2007/12/frnda-karakulak-bal.html adresinde nefis tarifler var.
Bunca aradan sonra dönmek zor olsa da Temmuz sonuna kadar buradayım efendim.
Sinop giderek sevdiğimiz ve bağlandığımız bir şehir haline geldi. Kendine has havası ve sıcaklığı her sene bir hafta sonu için bizi çekiyor. Bol balık eşliğinde sohbetler ve şehirde yeni güzellikler keşfetmeye devam ediyoruz.
Derken önceki hafta sonu itibariyle biraz erkene aldım Bozyazı seyahatimi yaptım. Artık 30 senelik olan ve giderek eskiyen yazlık evin ciddi bir onarıma ihtiyacı olduğunu gördüm. Hem evi açıp havalandırırken hem de ustalarla Kurban bayramı sonrası başlayacağımız ciddi tadilatın öngrüşmesini ve planlarını yaptım. Elbette bu arada yörenin en namlı balığı Karakulak balığı’nın da (Minekop ya da Kötek diye de bilinir) bol bol tadına baktım. Fırında yapılması da güzel olursa da, mısır unu ile tavası harika oluyor. Güneye indiğinizde mutlaka yemenizi tavsiye ederim. http://kazankaynasin.blogspot.com/2007/12/frnda-karakulak-bal.html adresinde nefis tarifler var.
Bunca aradan sonra dönmek zor olsa da Temmuz sonuna kadar buradayım efendim.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


















