31 Aralık 2015 Perşembe

EKİM AYINDA BU KİTABI OKUDUM - 7

 
KİTABIN ADI
Ortaçağ II. Cilt – Katedraller, Şövalyeler, Şehirler (Medieval, Cattedrali, Cavalieri,Citta)
KİTABIN YAZARI

Umberto Eco

KİTABIN ÇEVİRMENİ
Lale Tonguç Basmacı
KİTABIN YAYINEVİ
Alfa Yayınevi
KİTABIN BASKI YILI
2014 
KİTABIN BASKI SAYISI
1. Baskı   (Orijinal yayın 2010)
KİTABIN SAYFA SAYISI
876 syf (Birkaç dizgi hatası var)
KİTABIN DİZGİ/BASKI KALİTESİ
10/10  
KİTABIN YAZIM-DİL KALİTESİ
10/10 
KİTABIN EDEBİ/SANATSAL/TARİHSEL DEĞERİ
10/10 


Yaşayan en büyük değerlerden, Göstergebilim ve Ortaçağ uzmanı Umberto Eco’nun editörlüğü yaptığı, ansiklopedilik “Ortaçağ” dizisinin ikinci kitabı.
Üst başlık olarak Katedraller, Şövalyeler ve Şehirler olarak hazırlanan kitabın alt başlıkları ise Tarih, Felsefe, Bilim, Edebiyat ve Tiyatro, Görsel Sanatlar ve Müzik.
Pek çok tarihçi ve sanat tarihçisi tarafından konuyla ilgili hazırlanan makaleler, çok sayıda görsel ile dönem anlatılıyor. Konuya ilgi duyanlar için eşsiz bir kaynak niteliğinde.
Tarihi bilmeden günümüzü anlamak çok zor.  Eğer yaşadığınız olayların farkına varıp ayırt etmek, değerlendirmek, tartışmak, eleştirmek ve katkı sağlamak gibi günümüzde hiç kabul görmeyen ve yararlı addedilmeyen değerlerinizi geliştirmek istiyorsanız ne yazık ki tarihi iyi bilmek zorundasınız.
Böyle bir derdiniz yoksa bu yorumu unutun gitsin.


30 Aralık 2015 Çarşamba

EKİM AYINDA BU KİTABI OKUDUM - 6

KİTABIN ADI
İslamcı Erol Nasıl Çıldırdı
KİTABIN YAZARI

Nihat Genç

KİTABIN ÇEVİRMENİ
-
KİTABIN YAYINEVİ
A.P.R.İ.L. Yayıncılık
KİTABIN BASKI YILI
2015 
KİTABIN BASKI SAYISI
2. Baskı   
KİTABIN SAYFA SAYISI
173 syf
KİTABIN DİZGİ/BASKI KALİTESİ
10/10  
KİTABIN YAZIM-DİL KALİTESİ
10/10 
KİTABIN EDEBİ/SANATSAL/TARİHSEL DEĞERİ
8/10 


Nihat Genç, bu kısa roman denemesinde “Sade Müslümanlık”ın nasıl yıkıcı bir ideolojiye dönüştüğü yolundaki önemli tespitlerini satır aralarında sıralıyor.
Karadeniz’in sarp dağlarındaki bir köyde doğan Erol, okumak için geldiği Ankara’da, Hacı Bayram’a yakın açtığı bir kitabevi İslamcıların uğrak yeri olur. Giderek iç sıkıntısını dökecek mecra bulamayan Erol, bunalımlarından kurtuluş yolunu oldukça geç bulacaktır.
Kitapta karşılaşacağınız Aysun, Bahri Abi, Medya Maymunu Nur ve Dua gibi karakterler çok ilginç betimlenmiş.
Pek çok güncel olayın da yer bulduğu kitap son derece akıcı ve elinize aldığınız gibi bitiyor.


Nihat Genç, (d. 1956, Trabzon) Türk gazeteci, yazar.

Yaşamı

İlkokulu Meryem Mehmet Kayhan İlkokulu’nda, ortaokul ve liseyi de Trabzon Ticaret Lisesi'nde okuyarak 1974 yılında mezun oldu. İstanbul İktisadi Ticari İlimler Akademisi ile Ankara Bankacılık Okulu'na kayıt yaptırdı ancak siyasi olaylar nedeniyle bu okullardan ayrıldı. Ardından Sağlık İdaresi Yüksek Okulu'ndan 1983 yılında mezun oldu. Okul bitimi Sağlık Bakanlığı/Ankara Rehabilitasyon Merkezi'nde, ardından ise Kültür Bakanlığı’nda toplam dokuz yıl memuriyet yaptı.
Gençlik yıllarında gazete ve dergilerde teknik eleman olarak çalıştı.Bağımsız ve Kırmızı-Beyaz gibi siyasi dergiler ile Leman dergisinde yazıları yayımlandı. Kısa bir süre Akşam gazetesinde köşe yazıları yazdı ve bu gazeteden yine aynı gazetenin yazarı Engin Ardıç'ın Genç'in eskiden çalıştığı Leman dergisiniSaddamcılık ve Apoculuk ile suçlaması sonucunda ayrıldı. 2008 Eylül'ünde Leman'a geri döndü. 2008 yılının Aralık ayında Aydınlık dergisinde makaleler yazmaya başladı. Bir Soru - Bir Cevap adlı köşesinde Genç, güncel meseleleri değerlendiriyor.
Sky Türk adlı televizyon kanalında Serdar Akinan ile 2008 Eylülüne kadar "Nihat Genç ile Ne Var Ne Yok" adında bir program yaptı. Kanal Akşam gazetesi ile kardeş kuruluş olduğundan, Genç, programına da son verdi. Bu progamın ardından ise 18 Ekim 2008 tarihinde Avrasya TV'de Lale Şıvgın ile ,"Nihat Genç ile Veryansın" programı yaptı.Son olarak günün siyasi olaylarını değerlendirdiği www.odatv.com adresinde yazıları yayınlanmaktadır.
Öykülerinde insancılık arayışı egemendir, insan hikâyeleri ile birlikte yaşanılan zamanların sorunlarını ve toplumsal değişimi gayet ince çizgilerle betimler ve kahramanlarını her zaman ezilen kesimden insanlar içinden seçer. Siyasi ya da siyasi olmayan fikir makalelerinde ise çok daha sert çizgilere sahip, kızgın ve hatta saldırgan bir tarza sahip olduğu görülür. Gizli ama derin bir yalnızlık duygusu, öykülerinde de fikir yazılarında da alt metni oluşturan güçlü öğelerden biridir.
2005 yılında Bilgi, Sabancı Üniversitesi ve Boğaziçi üniversiteleri tarafından düzenlenen İmparatorluğun Çöküş Döneminde Osmanlı Ermenileri başlıklı konferansı eleştiren bir yazı yazması üzerine uzun süredir tüm kitaplarını yayınlamış İletişim Yayınları, Nihat Genç ile ilişkilerini kesme ve kitaplarını yayınlamama kararı almış[4], bunun üzerine yazar kitaplarını diğer yayınevlerinden çıkarmaya başlamıştır.

Eserleri

Kitap
·         Dün Korkusu (1989)
·         Bu Çağın Soylusu (1991)
·         Ofli Hoca / Şeriatta Ayıp Yoktur
·         Kompile Hikayeler
·         Dar Alanda Tufan (1993)
·         Soğuk Sabun (1994)
·         Köpekleşmenin Tarihi (1998)
·         Modern Çağın Canileri (2000)
·         Memleket Hikayeleri
·         Arkası Karanlık Ağaçlar (2001)
·         İhtiyar Kemancı (2002)
·         Amerikan Köpekleri (2004)
·         Edebiyat Dersleri (2004)
·         Nöbetçi Yazılar (2004)
·         Hattı Müdaafa (2005)
·         Karanlığa Okunan Ezanlar (2006)
·         Aşk Coğrafyasında Konuşmalar (2007)
·         Kavga Günleri (2007)
·         Veryansın (2008)
·         Bir Millet Uyanıyor 17: "Kavga Günleri" (2009)
·         Sordum Kara Çiçeğe (2009)
·         Opus 61 (2010)
·         Yurttaşların Cinlerle Bitmeyen Savaşı (2011)
·         İşgal Günleri (2011)
·         Bizi Kandırası Umman Bulunmaz (2012)
·         Direniş Günleri (2013)
·         İslamcı Erol Nasıl çıldırdı (2015)
Kaynak: vikipedi


29 Aralık 2015 Salı

EKİM AYINDA BU KİTABI OKUDUM - 5

KİTABIN ADI
Frankfurt Dersleri – Frankfurter Vorlesungen
KİTABIN YAZARI

Heinrich Böll

KİTABIN ÇEVİRMENİ
Kasım Egit
KİTABIN YAYINEVİ
Can Yayınları
KİTABIN BASKI YILI
1998 
KİTABIN BASKI SAYISI
1. Baskı   
KİTABIN SAYFA SAYISI
98 syf
KİTABIN DİZGİ/BASKI KALİTESİ
10/10  
KİTABIN YAZIM-DİL KALİTESİ
10/10 
KİTABIN EDEBİ/SANATSAL/TARİHSEL DEĞERİ
9/10 


Heinrich Böll, hikaye ve romanlarının yanı sıra kısa denemeleri ile kuramlara da ilgi duymuş ve edebiyatseverler için özellikle estetik üzerine kafa yormuştur.
Değerli yazar, 1963-64 sömestr tatilinde Frankfurt Üniversitesi’nde, “İnsana yakışır estetik”, “Edebiyat” ve “Alman dili” üzerine düşüncelerini özetlediği 4 dizi konferans verir. Bu konferanslardaki notları kitapta bir araya getirilmiş.
Sadece roman ve hikayeler ile yetinmeyerek, içinde yaşadığı toplumun düşünce dünyasına bir şeyler katmak için çabalayan, estetik, insan ve dil gibi kaygıları olan, gerçek edebiyatçılardan birisini tanımak için denemeler iyi bir fırsat olabilir.


28 Aralık 2015 Pazartesi

EKİM AYINDA BU KİTABI OKUDUM - 4


KİTABIN ADI
Denktaş’ın Öbür Yüzü – Rauf Denktaş’la Siyaset Dışı Anılar
KİTABIN YAZARI

Erol Manisalı

KİTABIN ÇEVİRMENİ
-
KİTABIN YAYINEVİ
Kırmızı Kedi Yayınları
KİTABIN BASKI YILI
2011 
KİTABIN BASKI SAYISI
1. Baskı   
KİTABIN SAYFA SAYISI
88 syf
KİTABIN DİZGİ/BASKI KALİTESİ
10/10  
KİTABIN YAZIM-DİL KALİTESİ
10/10 
KİTABIN EDEBİ/SANATSAL/TARİHSEL DEĞERİ
8/10 


Bilmeyenler için öncelikle bahsedeyim ki, Erol hoca 1975’den itibaren Rauf Denktaş’ın danışmanı olarak çok yakınında bulunmuş, aile dostlukları sürekli devam etmiştir.
Benim için önemli bir şahsiyet olan Rauf Denktaş’ı siyaset dışı tanımak, özel an ve anılarıyla bilmek önemli. Manisalı hoca, elbette çok yakınında olmakla son derece fazla kişisel anıya sahip. Önemli gördüklerini okurlarla paylaşmış.
Tüm ömrünü Kıbrıs Türklerinin yaşam mücadelesine adamış bir insanı tanımak hele özel anlarıyla bilmek önemli. Bugünkü Kıbrıs Türk Toplumu yöneticilerinin ihanete yaklaşan çalışmalarıyla çok şey ve en önemlisi Türklerin bağımsız yaşam haklarının yitirilme tehlikesinin yaşandığı bu günlerde kanımca çok önemli bir anı kitabı


25 Aralık 2015 Cuma

LJUBLJANA STARİ GRAD – 2 VE PRESEREN

Şehrin eski bölümünde gezimize devam ediyoruz. Nehir kenarındaki caddelere açılan son derece şirin sokaklar bulunmakta. Zaman olsa içlerine dalıp kaybolmak çok zevkli olacak. Ancak zamanımızın kısıtlı olması nedeniyle en azından planladığımız gezi rotamızı tamamlamak için yürümeye devam ediyoruz.








Nehrin geçtiğimiz yakasındaki en önemli gezi noktalarından birisi şehrin bir anlamda merkezi sayılan Preseren Meydanı. 17. Yüzyılda oluşmaya başlayan meydan tahminen 19. Yüzyılda bugünkü halini almış. Son zamanlarda 1980li yıllarda Edvard Ravnikar tarafından Makedonya mermeri kullanılarak yeni düzenlemeler yapılmış.

Meydanın biraz doğusuna düşen kısımda ulusal şair France Preseren adına yaptırılan heykel bulunuyor. Anıt 1905’de dikilmiş. Heykel Ivan Zajec’e, anıt düzenlemesi ise Max Fabiani’ye ait.

Meydanda çok sayıda kafe mevcut olduğu gibi çok sayıda oturabileceğiniz banklar bulunmakta. Meydandaki seyyar dondurmacının meyveli dondurmaları gerçekten çok leziz.



(İlginç bir afiş dikkatimizi çekti. Afişte ulusların en çok gurur duydukları şeylerin neler olduğu yazılmış. Türkiye için "Milli amblem: Ay yıldız yazılmış!) Resmi orijinal boyuta taşıyarak inceleyebilirsiniz
Meydanda bir süre vakit geçirdikten sonra yürüyerek çok ilginç bir mekana geçiyoruz. Bir sonraki yazımın konusu olacak olan “Metelkova” ülkemizde rastlayamayacağımız, dünyada da belki sınırlı sayıda bulunan çok ilginç bir mekan. Merak edenler biraz bekleyecek. Yazımız sanırım seneye (!)

24 Aralık 2015 Perşembe

LJUBLJANA STARİ GRAD – 1

Kaledeki işkence müzesi sebebiyle sakın şehir hakkında olumsuz fikirler edinmeyin. Kanımca mutlaka görülmesi gereken şehirler arasında Ljubljana. İlk yazımızda da değindiğimiz gibi, şehrin Stari Grad (Eski şehir –Old City) denen bölümü, şehrin içinden geçen “Sava” ve “Lujbljanica” nehirleri arasında yer alan ve daha çok, “Lujbljanica” nehrinin iki tarafına sıralanmış bulunmakta. Nehirde gezebileceğiniz ve kanal turu atan küçük gemiler bulunmakta. Ancak şehir yürüyerek dolaşmak için oldukça uygun olduğu için yürümeyi tercih ettik.
Yazımızın bu bölümünde kale tarafından kalan kıyı boyunca “Ejderha Köprüsü” ile “Üçlü köprü” arasındaki bölümü anlatarak resimliyorum.
 EJDERHA KÖPRÜSÜ
İlk yazımızda, şehrin efsanevi kurucusu sayılan “İason”un bölgeye gelip burada yaşayan Ejderhayı öldürerek şehri kurduğunu anlatmışt
ım. Ejderha, kentin önemli sembollerinden. Bu köprüyü de ejderha heykelleri ile süslemişler.




Şehri bu köprüden itibaren kıyıdan ilerleyerek geziyoruz. Şehir son derece sevimli. Fiyatlar İtalya’ya göre önemli derecede ucuz. Ayrıca özellikle ayak üstücü büfelerde “köfte” ve “börek” gibi tanıdık lezzetleri tatmanız olası.

ÜÇLÜ KÖPRÜ

Bu köprüye adını veren ilginçlik köprünün yan yana üç ayrı geçişe sahip olması. Ortada bulunan araç geçişine de uygun. İki taraftaki köprüler daha dar. İlgi çekici bir görüntü veriyorlar.











21 Aralık 2015 Pazartesi

LJUBLJANA KALESİ İŞKENCE MÜZESİ

Önceki yazımda söz ettiğim gibi kalenin mahzen bölümünün bir kısmında işkence müzesi bulunmakta. Fazla geniş olmamakla birlikte çok yakın zamanlara kadar işkencede uygulanan bir çok malzeme burada sergileniyor.
İnsanın insana işkencesi neredeyse insanlığın yaşı kadar. Günümüzde dahi burada sergilenen veya sergilenmeyen bir çok malzeme ile insanlara işkence yapılmaya devam ediliyor. Ülkemizde dahi özellikle askeri dönemlerde karakollarda ve cezaevlerinde yaygın şekilde uygulanan işkence pek çok uluslar arası kuruluş tarafından insanlık suçu sayılsa da ne yazık ki devam ediyor.



Bu küçük müzede sergilenen işkence aletlerinin ne kadarı kaleye ait bir bilgim olmasa da bu aletleri insan yakından görüp inceledikten sonra, insana işkence yapabilmek için ne kadar kafa patlatıp alet icat edildiğini görünce hayret etmekten kendini alamıyor.




Bugün bir bakıp geçtiğimiz bu aletlerde zamanında nice canın uçup gittiğini duyumsamak ise insanın içini donduruyor. Fakat bunca aletin çirkinliği ve işlediği vahşete rağmen insanın işkence yapma güdüsünün bitmemesi çok daha dehşet verici.